KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2010/11437 E., 2011/13925 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Aralık 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
384 kelime·2 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... Tüketici Finansmanı AŞ. aleyhine 13/11/2009 gününde verilen dilekçe ile haksız haciz nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 03/02/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, haksız haciz nedeniyle manevi tazminat talebine ilişkindir. Mahkemece istem reddedilmiş; karar, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalının alacaklı olduğu icra dosyasında borçlu oğlu ile kefili kendisi hakkında girişilen ilamsız icra takibine süresinde itiraz ettiği halde iş adresine haciz için gelindiğini, icra tehdit ve baskısı altında kendisi hakkında kesinleşmiş bir icra takibi olmadığından haciz ve muhafaza işlemlerinin yasal dayanağı olmadığını izah etmek durumunda bırakıldığını, bu durumun esnaf olduğundan müşterileri ve komşuları nezdinde küçük düşmesine yol açtığını belirterek manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
Davalı cevabında, davacının itiraz dilekçesinin icra dosyasına geç girmesinden dolayı sorumluluklarının bulunmadığını ve mahallinde haciz ve muhafaza işlemi yapılmadan ayrılındığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, ortada haksız yapılmış bir haciz işlemi bulunmadığı gerekçesiyle istem reddedilmiştir.
Dosya kapsamına göre, davacının oğlu ...'un davalıdan kullandığı tüketici kredisine davacı kefil olmuştur. Anılan kredi borcunun ödenmemesi üzerine davalı tarafından davacı ve oğlu aleyhine ... 9. İcra Müdürlüğünün 2009/6168 esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibine girişilmiş; ödeme emri 23/03/2009'da ...'da oturan davacıya tebliğ edilmiş; davacı 24/03/2009 günlü dilekçe ile ...
İcra Müdürlüğü vasıtasıyla süresinde yetkiye borca itiraz etmiş; bu dilekçenin 07/04/2009 günü ... 9. İcra Müdürlüğünce görüldüğüne dair kaşe de dilekçe üzerine basılmış ve icra dosyasının zaptına geçmiştir. Davacının itirazı üzerine onun yönünden takip durduğu halde davacının ...'daki işyerine davalı görevlisi talebi üzerine 21/10/2009 günü hacze gelinmiş, davacının takibe itiraz ettiğini belirtmesi üzerine araştırma yapılmış, haciz işlemi yapılmadan adresten ayrılınmıştır.
Her ne kadar haciz işlemi yapılmamışsa da hakkındaki icra takibi itiraz nedeniyle duran davacının iş adresine davalı görevlisi ve icra memurunun haciz için gelmeleri davacının kişilik haklarına saldırı teşkil eder ve Borçlar Kanununun 49. maddesi gereğince manevi tazminat ile sorumlu tutulmayı gerektiren bir davranıştır. Haczin haksızlığı nedeniyle davacı yararına uygun bir miktar manevi tazminat takdiri gerekir. Bu yön gözetilmeden istemin tümden reddi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2010/11437, K. 2011/13925, 22 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama