KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2010/12261 E., 2011/633 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Ocak 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
556 kelime·3 dk okuma
Davacı ... ve diğerleri vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve diğerleri aleyhine 11/05/2000 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda. Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen 20/04/2010 günlü kararın Yargıtay’da duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekilleri tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 25/01/2011 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine davalılardan ...
(Üniversal Hospitals Kadıköy) vekili Avukat ... ve davalı ... vekili Avukat ..., davalı ... vekili Avukat ... ile karşı taraftan davacılar vekili Avukat ... geldi. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi.
Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir. 2-Diğer temyiz itirazına gelince; dava, tedavi hatası nedeni ile mirasbırakanın ölümünden dolayı uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece, Dairemizin 11.11.2008 gün ve 2008/193-13839 sayılı bozma kararına uyularak istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davalılar ..., ... ve ... tarafından temyiz olunmuştur.
Borçlar Yasası'nın 47. maddesi gereğince yargıcın, özel durumları göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Takdir edilecek bu tutar, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir.
O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel durum ve koşullar da açıkça gösterilmiştir.
Bunlar her olaya göre değişebileceğinden yargıç, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde nesnel (objektif) ölçülere göre uygun (isabetli) bir biçimde göstermelidir.
Dava konusu olayın oluş biçimi ve günü, tarafların ekonomik ve sosyal durumları ile yukarıdaki ilkeler gözetildiğinde davacılar yararına takdir edilen manevi tazminat tutarları fazladır. Daha alt düzeyde manevi tazminat takdir edilmek üzere kararın bozulması gerekirse de belirlenen bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası'nın 438/7. maddesi gereğince kararın düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2010/12261, K. 2011/633, 25 Ocak 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama