KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2010/1238 E., 2011/3352 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Mart 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
575 kelime·3 dk okuma
Davacı ... ve diğerleri vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve diğerleri aleyhine 14/04/2006 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda. Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen 09/11/2009 günlü kararın Yargıtay’da duruşmalı olarak incelenmesi davalılar ... ve ... İnş. Taah. Tic. San. Ltd.
Şti. vekili, duruşmasız olarak incelenmesi de davalı ... vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 29/03/201 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalılar vekili Avukat Abdülkadir Güzel geldi, karşı taraftan davacılar adına gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra tarafa duruşmanın bittiği bildirildi.
Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davalılardan ...'ın diğer temyiz itirazına gelince; dava, trafik kazası nedeniyle yaralanmadan dolayı uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davalılar tarafından temyiz olunmuştur.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden; davacılardan ...'ın, arkadaşlık ilişkisi nedeniyle arkasına bindiği davalıların ...'ın sürücüsü olduğu motosikletin, ışıklı kavşakta aynı yönden gelip sağa dönüş yapan diğer davalı ...'in sürücüsü olduğu araca çarpması nedeniyle yaralandığı; yerel mahkemece benimsenen bilirkişi raporundan, davalılardan ...'ın % 66,66 diğer davalı ...'in % 33,34 oranında kusurlu oldukları, davacının ise kusurunun bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Davacılardan ..., davalılardan ...'ın sürücüsü olduğu aracına ücret karşılığı binmiş bir yolcu olmayıp sırf hatır için taşınmıştır. Hatır taşımacılığında yalnız yolcunun yararı bulunduğu ve taşıyanın onu karşılıksız olarak taşıdığı gözetilerek Borçlar Yasası'nın 43. maddesi gereğince zararın bir bölümünün tazminat alacaklısının üzerinde bırakılması gerekir .
Yerel mahkemece açıklanan olgular gözetilerek, belirlenen maddi ve manevi tazminat tutarlarından, olayda var olan hatır taşıması nedeniyle Borçlar Yasası'nın 43. maddesi uyarınca, davalılardan ... yararına uygun tutarlarda indirim yapılmamış olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
3-Davalıların diğer temyiz itirazlarına gelince a)Borçlar Yasası'nın 44. maddesi uyarınca zarara uğrayan, zarar doğuran eyleme razı olmuş veya kendisinin yolaçtığı durum ve koşullar zararın meydana gelmesine etki yapmış ise yargıcın tazminatın tutarından uygun bir indirim yapması gerekir.
Davalılardan ...'ın % 66.66 diğer davalı ...'in % 33.34 oranlardaki kusur oranları, onlar arasındaki iç ilişkide gözetilmekle birlikte, dayanışmalı (müteselsil) sorumlulardan ...'ın yolcu taşıma aracı olmayan motosikletine kendi isteği ile binen davacı ...'ın eylemi bölüşük kusur oluşturur.
Yerel mahkemece, Borçlar Yasası'nın 44. maddesi gereğince davacının belirlenecek bölüşük kusur oranında maddi tazminat tutarından, matematiksel oranda olmamak üzere de manevi tazminat tutarından uygun bir indirim yapılmamış olması bozmayı gerektirmiştir.
b )Davacılardan ..., dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak maddi tazminat istemiş; zarar kapsamı belirlendikten sonra verdiği 02.07.08 günlü ıslah dilekçesi ile maddi tazminat tutarını artırmış; ancak, ıslah dilekçesinde talep ettiği tazminat miktarına faiz yürütülmesini istememiştir.
Islah dilekçesi ile istenen bölüm ayrı bir dava niteliğinde olup istek bulunmaması durumunda, kabul edilen tazminata faiz yürütülemez.
Yerel mahkemece, Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası'nın 74. maddesinde yer alan; yargıcın tarafların iddia ve savunmaları ile bağlı olup ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceğine ilişkin düzenleme gözetilmeyerek, ıslah dilekçesiyle artırılan tutara dava tarihinden itibaren faiz yürütülmüş olması doğru olmadığından karar bu nedenle de bozulmalıdır.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2010/1238, K. 2011/3352, 29 Mart 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama