KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2010/12408 E., 2011/13803 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Aralık 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
611 kelime·3 dk okuma·2 bölüm
Davacı ... ve diğeri vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve diğerleri aleyhine 28/08/2001 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda. Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen 02/06/2010 günlü kararın Yargıtay’da duruşmalı olarak incelenmesi davalılardan ... ve ... Uulslararası Taş. ve Tic. Ltd.
Şti. ile duruşmasız incelenmesi de davacılar vekili taraflarından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 20/12/2011 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalılar vekili Avukat ... ile karşı taraftan davacılar vekili Avukat ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi.
Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında talan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davacıların davalılar ..., ... ile ...'na yönelik temyiz itiraları yönünden;
Dava trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar davalılardan ... ve ... Uluslararası Taş. ve Tic. Ltd. Şti. ile davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Anayasa'nın 129/5 maddesinde; memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken (görevlerini yaparken) işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları rücu edilmek kaydıyla kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak ancak idare aleyhine dava açılabilir. 657 sayılı Devlet Memurları Yasası'nın 13. maddesinde; kişiler kamu hukukuna tabi görevlerle ilgili olarak uğradıkları zararlardan dolayı bu görevleri yerine getiren personel aleyhine değil ilgili kurum aleyhine dava açarlar.
Davaya konu olayda Karayolları Genel Müdürlüğü personeli olan adı geçen davalılar ..., ... ve ...'nun işaretleme hatasına dayandığına göre, mahkemece bu davalılar yönünden husumet yokluğundan davanın reddi yerine, işin esasının incelenmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
3-Davalılar ..., ... Uluslaraarası Taş. ve Tic. Ltd. Şti. ile davacıların diğer temyiz itirazlarına gelince; Mahkemece zarar tespit raporlarından ilk alınan 22/07/2004 günlü bilirkişi raporu hükme esas alınmıştır. Oysa karar tarihine en yakın bilirkişi raporu ... tarafından düzenlenen 29/07/2009 tarihli rapor olup, gelir durumu güncelleştirilmekle karara dayanak alınabilir. Ancak raporda müteveffa anne ... yönünden kusur indirimi yapılmamış ise de hakkaniyet gereği eşinin %30 kusurunun da zarardan düşülmek ve davacıların talepleri aşılmadan, haklarında husumetten reddedilecek davalıların sorumlulukları gözetilerek, tahsilde tekerrür oluşturmamak üzere bir karar vermek gerekir. Bu yönler gözetilmeden verilen hükmün bozulması gerekmiştir.
(M) (M)
KARŞI OY YAZISI
Anayasa’nın 129/5.maddesi ile 657 sayılı Devlet Memurları Yasası’nın 13/1. maddesi gereğince memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken kusurlu eylemleri nedeniyle oluşan zararlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve yasada gösterilen biçim ve koşullara uygun olarak idare aleyhine açılabilir. İdare aleyhine böyle bir davanın açılabilmesi, hizmet kusurundan kaynaklanmış, idari işlem ve eylem niteliğini yitirmemiş davranışlar ile sınırlıdır. Kamu görevlisinin, özellikle haksız eylemlerde, Anayasa ve özel yasalardaki bu güvenceden yararlanma olanağı bulunmamaktadır.
Dava dilekçesinde belirtilen maddi olgulardan davalının salt kişisel kusuruna dayanıldığının anlaşılması karşısında öncelikle bu iddia doğrultusunda delillerin toplanıp değerlendirilerek sonuca varılması gerekir. Dairemizin istikrar kazanmış uygulamaları ve Hukuk Genel Kurulu’nun 15/11/2000 gün ve E:2001/4-1650; 2000/1690, 26/09/2001 gün ve E.2001/4-595 K:2001/643, 29/03/2006 gün ve E.2006/4-86 K:2006/111; 17/10/2007 gün ve E:2007/4-640 K.2007/725; 31/10/2007 gün ve E:2007/4-800 K:2007/797; 20/02/2008 gün ve 2008/4-156 K:2008/140 sayılı ilamlarında aynı ilkenin benimsenmiş olmasına göre davanın husumet nedeniyle reddi gerektiği şeklinde çoğunluğun 1 nolu bentdeki bozma nedenine katılmıyoruz. 20/12/2011
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2010/12408, K. 2011/13803, 20 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama