KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2010/1261 E., 2010/1693 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Şubat 2010
- Mahkemesi
- Aile Mahkemesi
Karar Metni
284 kelime·1 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 13/04/2007 gününde verilen dilekçe ile çeyiz ve ziynet eşyalarının iadesi istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın husumet reddine dair verilen 04/02/2008 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, çeyiz senedine dayalı alacak istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istem husumet yönünden reddedilmiş; karar, davacı tarafından temyiz olunmuştur.
Davacı, davalının evlendiği eşinin kardeşi olduğunu, örf adet gereği evlilik sırasında getirdiği eşyanın senede bağlandığını, senedin altının davalı tarafından imzalandığını belirterek, senette yazılı eşyanın bedellerinin ödetilmesi isteminde bulunmuştur.
Yerel mahkemece, davaya aile mahkemesi olarak bakılarak, çeyiz eşyasının davacı ile dava dışı eşinin birlikte oturdukları eve getirildiği, halen o evde bulunan eşyanın geri verilmesini dava dışı eşinden istenmesi gerektiği gerekçesi ile davanın husumet yönünden reddine karar verilmiştir.
İddianın ileri sürülüş biçimine göre davanın yasal dayanağının Borçlar Yasası'nın 61 ve izleyen maddeleri olduğu anlaşılmaktadır. Davacı, evlilik sırasında çeyiz olarak getirdiği eşyasının, evden ayrılırken ortak konutta kaldığını ileri sürerek, bu eşyayı teslim alan ve senette imzası bulunan davalıdan eşya bedellerinin ödetilmesini istediğine göre, uyuşmazlığın görüm ve çözüm yeri Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası'nın 1 ve izleyen maddeleri uyarınca belirlenecek genel mahkemelerdir. Davanın genel mahkemede görülüp sonuçlandırılması gerekir.
Yerel mahkemece açıklanan yön gözetilerek, mahkemenin görevsizliği nedeniyle dava dilekçesinin reddine karar verilmek gerekirken, işin esasına girilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2010/1261, K. 2010/1693, 22 Şubat 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama