KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2010/12737 E., 2010/11747 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Kasım 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
413 kelime·2 dk okuma
Davacı ... AŞ vekili Avukat ....tarafından, davalı ... aleyhine 23/07/2007 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına dair verilen 31/03/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Öteki temyiz itirazına gelince; dava, haksız eylem nedeniyle uğranılan maddi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece, davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına ilişkin olarak verilen karar, davacı tarafından temyiz olunmuştur.
Davacı banka, ... şubesi çalışanı olan davalının, kredi verme işleminde yasal düzenlemelere aykırı davranarak, usulsüz kredi kullandırdığını belirterek, uğranılan zararın ödetilmesini istemiştir.
Davalı ise, alacak tutarının belirgin (likid=liquid) olmadığını, dava konusu banka alacağı borçluları tarafından ödenmeye devam edildiğinden henüz bir zararın doğmadığını ileri sürerek istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.
Yerel mahkemenin, davanın husumet yönünden reddine ilişkin ilk kararı Dairemizce; “...Davacı banka, davalının kusurlu eylemi nedeniyle zarara uğradığını ileri sürdüğüne ve davalı tarafından kullandırılan kredi zamanında geri dönmediğine göre davalı, kredi kullandırılmasında kusurlu olması durumunda kredi borçlularıyla birlikte banka zararından müteselsilen sorumludur.
Müteselsil sorumluluk gereği, önce kredi borçlularına gidilmesi gerekmeyip zararın davalıdan istenmesine engel bir durum yoktur. Bir başka deyimle, tahsilde tekerrüre düşülmemek kaydı ile zarar, ilgili kurum çalışanlarından da istenebilir.
Şu durumda yerel mahkemece, davalının kusuru olup olmadığı araştırılarak varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yerinde olmayan yazılı gerekçe ile davanın tümden reddedilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.” gerekçesiyle bozulmuştur.
Bozmaya uyularak alınan bilirkişi kurulu raporunda davalının kusurlu olduğu belirtilmiştir. Ne var ki, asıl borçlu borcu ödediğinden, konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına ve davacının dava açmakta hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle davalının yargılama giderinden sorumlu tutulmamasına karar verilmiştir.
Oysa davalı, dava konusu borçtan, asıl borçlu ile birlikte dayanışmalı olarak (müteselsilen) sorumlu olup davacının eldeki davayı açmakta hukuki yararı vardır. Kaldı ki, mahkemece bozmaya uyulmakla bu konuda davacı yararına usulü kazanılmış hak oluşmuştur.
Yerel mahkemece açıklanan olgular ve davacının dava değerini 7.035,00 TL'ye indirdiği gözetilerek, davacı yararına avukatlık ücreti takdir edilmesi ve davalının yargılama giderleri ile sorumlu tutulması gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle, yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2010/12737, K. 2010/11747, 11 Kasım 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama