KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2010/12855 E., 2010/13312 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Aralık 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
866 kelime·4 dk okuma
Davacı T.M.S.F vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve ... aleyhine 21/12/2005 gününde verilen dilekçe ile haksız eylem nedeniyle uğranılan zararın rücu yolu ile ödetilmesinin istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda.
Mahkemece istemin bir bölümünün kabulüne ilişkin 29/06/2010 günlü kararın Yargıtay’da duruşmalı olarak incelenmesi davacı ve davalılar vekillerince süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 21/12/2010 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili Avukat ... ile davalı asil ... ve vekili Avukat ... ve davalı ... ve vekili Avukat ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı.
Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının temyiz itirazları reddedilmelidir. 2-Davalıların temyiz itirazına gelince; şube müdürü ve yardımcısı olan davalıların, usul ve yasaya aykırı eylemleri nedeniyle zarara uğradığını belirten davacı Fon, davalıların sorumlu tutulmalarını istemiştir.
Yerel mahkemenin 23.12.2008 gün ve 2005/425-2008/520 sayılı kararı ile bilirkişi kurulunun; "…davacının sebepsiz zenginleşme Hükümleri uyarınca dava dışı Zeyşan firmasını takip edip zararını ondan tahsil edememesi halinde davalılara başvurabileceği, zira ancak bu halde davalılara rücu edebilecek bir zararının doğduğundan bahsetmenin mümkün olduğu…" yönündeki görüşü benimsenerek istemin reddine karar verilmiş.
Dairemizin 20.10.2009 gün ve 2009/4346-11606 sayılı kararı ile “…Davacı, davada davalıların özensiz ve usulsüz işlemleri sonucu ödeme yapıldığını ileri sürmüştür. Bu ileri sürülüş biçimine göre dava hukuki nitelik açısından haksız eylemden kaynaklanmaktadır. Haksız eylem sorumluları oldukları ileri sürülen davalıların sorumluluğu dava dışı firmaya karşı takip veya dava açılmasına bağlı değildir.
Davalılar ve üçüncü kişiler kurum zararı nedeniyle davacıya karşı müteselsil (zincirleme, dayanışmalı) olarak sorumlu durumundadırlar. Borçlar Yasası'nın 142. maddesine göre alacaklı, müteselsil borçluların tümünden veya birinden (veya birkaçından) borcun tamamının veya bir kısmının ödenmesini isteyebilir. Borcun tamamının ödenmesine kadar bütün borçluların sorumluluğu devam eder. Şu durumda, davalılar zarardan dava dışı firma ile birlikte müteselilen sorumlu olacaklardır.
Dava; rücu yoluyla
ödetmeye ilişkin olduğuna göre davalıların ancak kusurları oranında zarardan sorumlu olacakları gözetilerek öncelikle kusur oranlarının belirlenmesi gerekir. Davalıların kusurlu olması durumunda ise kusurlarına düşen zarar tutarından Borçlar Yasası'nın 43 ve 44. maddeleri gözetilerek uygun bir indirim yapılarak çifte ödeme (tahsilde tekerrür) oluşmayacak biçimde karar verilmelidir…” gerekçesi ile bozulmuştur.
Bozma üzerine, yerel mahkemece davalıların varsa kusurlarının belirlenmesi için bilirkişi görüşüne başvurulmuştur. Öğretim üyelerinden oluşan bilirkişi kurulunun. Adana Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 1999/112-2002/595 sayılı kararı ile ... AŞ Adana Şubesi'nin hatalı işlemleri ile dava dışı ...
Group of Companies firmasını zarara uğrattığı ve bu işlemlerde kusurlu olduğu kesin olarak belirlendiğinden, tazminat istemine ilişkin işlemde dava dışı firmanın kusurlu olup olmadığını tartışmaya olanak bulunmadığı; davalıların söz konusu işlemde kusurları olup olmadığını inceleyerek uluslararası tekdüze (yeknesak) kurallar gereğince faks talimatına istinaden işlem yapılmasının hukuka uygun bulunmaması nedeni ile bu hatalı işlemin davalıların imzası ile gerçekleşmiş bulunması karşısında meydana gelen zarardan eşit oranda %50-50 kusurlu oldukları;
ancak, işlemin hatalı olduğunun banka tarafından anlaşılmasından sonra dava dışı Zeyşan firmasının hesaplarını kullanmasının engellenmesi olanağı bulunduğu halde banka genel müdürlüğünün yalnız taahhütname almakla yetinmiş olması nedeni ile %50 oranında bölüşük kusuru bulunduğu yönündeki görüşü benimsenerek, ...’ın dava dışı ...
Group firmasına ödemek zorunda kaldığı karşılıksız kalan bono tutarının %50'si olan 344.872,05 TL'den Borçlar Yasası'nın 43 ve 44. maddeleri uyarınca %75 oranında indirim yaparak 86.218,02 TL'nin davalılardan dayanışmalı olarak alınmasına karar verilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden; davalılardan ...’in ... Adana şube müdürü olarak, diğer davalı ...’in ise şube dış işlerden sorumlu müdür yardımcısı olarak çalıştıkları; ancak, ...’in ...’ta iş sözleşmesi ile çalışan işçi olup çok daha geniş karar vermeye yetkili şube müdürü olan diğer davalı ...'e göre görev ve sorumluluklarının farklı olduğu anlaşılmaktadır.
Dosyaya rapor sunan bilirkişilerin, davalıların iş yerindeki konumlarını, görev, sorumluluk ve yetkilerini değerlendirmeden her ikisinin de dava konusu olan zarara neden olan işlemde imzaları bulunduğu gerekçesi ile kusur oranlarını eşit olarak değerlendirmeleri doğru değildir. Ayrıca, dava dışı ...
Group firmasının ... aleyhinde açtığı davada davalılar taraf olmadıkları gibi dava, davalılara ihbar da edilmemiş olduğundan bu kararda tarafların kusurlarına ilişkin yapılmış bulunan saptamalar eldeki dava için kesin kanıt niteliğinde değildir. Bilirkişilerin dava dışı ... Group firmasının kusuru olmadığı yönündeki mahkeme kararı nedeni ile bu firmayı kesin olarak kusursuz kabul etmeleri de yerinde değildir.
Faksın bu firma tarafından gönderildiğini ileri sürerek bunu kanıtlamak amacıyla kanıt gösteren davalıların kanıtları da toplanmamıştır.
Yerel mahkemece açıklanan olgular gözetilerek, bankacılık, ve dış ticaret konusunda ehil bilirkişiler ile sayıştay uzmanı bilirkişiden oluşturulacak bilirkişi kurulundan rapor alınarak; davalıların faks ile yaptıkları işlem nedeni ile ... banka zararından özensizlik, önlemsizlik, meslekte acemilik veya düzene, buyruklara ve yönergelere uymazlıktan ... kusurları olup olmadığı; işlemde uluslararası tekdüze (yeksenak) kuralların uygulama olanağı bulunup bulunmadığı,
uygulama olanağı bulunması durumunda bu kurallara göre yapılan işlemde davalılara yöneltilebilecek bir kusur olup olmadığı değerlendirilip davalıların bankadaki konumları, görev ve sorumlulukları da incelenerek her bir davalı yönünden ayrı ayrı kusur oranı belirlendikten sonra varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik ve yetersiz olup karar vermeye elverişli olmayan rapora göre karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2010/12855, K. 2010/13312, 21 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama