KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2010/12873 E., 2010/12062 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Kasım 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
517 kelime·3 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı Maliye Hazinesi aleyhine 23/09/2004 gününde verilen dilekçe ile tapu sicilinin tutulmasından dolayı uğranılan maddi zararın, Devletin kusursuz sorumluluğuna ilişkin Medeni Yasa'nın 1007.maddesi gereğince ödetilmesinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; istemin bir bölümünün kabulüne ilişkin 15/07/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili, davalı ... vekili ve Müdahiller ... ve ... vekili taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı ..., davalı Maliye Hazinesi ile fer'i müdahiller ... ve ...'in aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davacı ..., davalı Maliye Hazinesi ile fer'i müdahiller ... ve ...'in diğer temyiz itirazına gelince; davacı, 24.05.2000 günlü sahte vekaletname ile kendisine satılan ve adına tescil edilen taşınmaz tapu kaydının, daha sonra açılıp sonuçlanan mahkeme kararı gereğince iptal edilmesi nedeniyle elinden çıkan taşınmazın bedelinin ödetilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece istem reddedilmiş, davacının temyizi üzerine Dairemizce, “…Dosya arasındaki bilgi ve belgelerden, davacıya satılan taşınmazın gerçek sahibinin tapu idaresindeki dosyasında nüfus bilgileri ve yeni fotoğrafının bulunduğu, sahte olarak düzenlenen nüfus kimlik belgesi ve buna dayanılarak düzenlenen vekâletnamedeki nüfus bilgilerinin, tapu idaresindeki gerçek taşınmaz sahibinin kimlik bilgileri ile fotoğrafına uymadığı anlaşılmaktadır.
Taşınmazın gerçek sahibine ait bilgileri karşılaştırmayarak özensiz davranan tapu idaresi görevlilerinin bu eylemleri ile davacının gördüğü zarar arasında uygun illiyet bağı bulunmaktadır.
Şu durumda, MK’nın 1007. maddesi gereğince davalı idarenin uğranılan zarardan sorumlu tutulması ve davacının da özensizliği gözetilerek BK’nın 44. maddesi gereğince uygun bir miktarda indirim yapıldıktan sonra zarar kapsamının belirlenmesi gerekirken, davacının maddi tazminat isteminin tümden reddedilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediği…” belirtilerek karar bozulmuştur.
Yerel mahkemece bozmaya uyularak dava konusu taşınmazın davacıya satış tarihi olan 24.05.2000 gününe göre belirlenen değerinden Borçlar Yasası’nın 44. maddesi uyarınca indirim yapıldıktan sonra istemin bir bölümü kabul edilmiştir.
Dava konusu taşınmaz, tapu kayıt sahibi olan ... adına düzenlenen sahte nüfus kimlik belgesi ve buna göre düzenlenen vekaletname ile davacıya satılmıştır. ... ... tarafından açılan tapu iptal ve tescil davasında, satış işleminin sahte vekaletnameye dayalı olarak yapıldığı belirlenerek davacı adına oluşturulan tapu kaydının iptali ile taşınmazın önceki sahibi ... ... adına tesciline karar verilmiş ve bu karar, 22.04.2004 günü kesinleşmiştir. Mahkeme kararı gereğince tapusu iptal edilen davacı, taşınmazın değeri kadar zarara uğramıştır. Medeni Yasa'nın 1007. maddesi gereğince, tapu kaydının tutulmasından doğan tüm zararlardan Hazine sorumludur.
Davacının zararı, taşınmazın tamamen elinden çıktığı günde gerçekleştiğinden zarar kapsamının buna göre belirlenmesi gerekir. Taşınmazın davacının elinden çıktığı gün ise, tapu iptali ve tescil davasının kesinleştiği gündür.
Yerel mahkemece açıklanan olgular gözetilerek, tapu iptal ve tescile ilişkin kararının kesinleştiği 22.04.2004 günü esas alınarak, taşınmazın bu tarihteki değerine göre belirlenen tazminat tutarından Borçlar Yasası’nın 44. maddesi gereğince uygun bir indirim yapıldıktan sonra kalan zararın 22/04/2004 tarihinden itibaren yasal faiz ile davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekirken, taşınmazın satış günündeki değerine göre belirlenen tazminat tutarından indirim yapılmış olması doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2010/12873, K. 2010/12062, 25 Kasım 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama