KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2010/12917 E., 2012/1071 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Ocak 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
352 kelime·2 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ...Ş aleyhine 15/11/2006 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 17/06/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davalının diğer temyiz itirazına gelince;
Davacı, davalı şirketin maden işletme faaliyeti sırasında elde edilen maden atıklarını, (pasa) mülkiyet ve zilyetliği kendisine ait olan araziye döktüğünü, arazinin üzerine yığılan bu atıklar nedeniyle taşınmazın tarım arazisi olma özelliğini kaybettiğini belirterek, bu nedenle uğramış olduğu zararın davalıdan tahsili istemiştir. Yerel mahkemece istem kabul edilmiş; karar, davalı tarafından temyiz olunmuştur.
Mahkemece yapılan keşif sonrasında zilyetliği davacıya ait olan 94.922.60 m2 lik taşınmazda ekim yapılamadığı belirtilerek bilirkişi raporu verilmiş, mahkemece de bu rapora göre karar verilmiştir. Bu kabul biçimi itibariyle taşınmazın ne kadarının maden atığı ile kaplı olduğu, ne kadarının tarım arazisi niteliğini kaybettiği, geriye kalan taşınmazın ne kadarının tarıma elverişli olduğu açıklanmadığı gibi, bilirkişi raporunda davacının isteği dışına çıkılarak hesaplama yapııldığı dosya kapsamından anlaşılmaktadr.
Mahkemece yapılması gereken iş; maden mühendisi bilirkişi raporunda belirtilen "atık dökülen alanların tekrar tarım arazisi niteliğine dönüştürülmesi mümkün değildir" hususu da dikkate alınmak suretiyle, taşınmazın tapusunun olmaması nedeniyle taşınmazın tamamının tarım arazisi olarak kullanılmadığı yönündeki davalının savunması ve tanık beyanlarına da itibar edilerek; dava konusu edilen arazinin ne kadarının maden atığı ile kaplı olduğu, ne kadarının tarım arazisi niteliğini kaybettiği, geriye kalan taşınmazın ne kadarının tarıma elverişli olduğu denetime elverişli bilirkişi raporuyla belirlendikten sonra,
tarım arazisi olarak kullanılamayacak kısmın rayiç bedeli davacı zararı olarak belirlenmeli, davacının taşınmazda tapu maliki olmaması, zilyetlikle hak iddia edilmiş olmasına göre, belirlenen bu rayiç bedelden uygun miktarda hakkaniyet indirimi yapılmak suretiyle bir karar verilmelidir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2010/12917, K. 2012/1071, 30 Ocak 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama