KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2010/1298 E., 2010/13420 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Aralık 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
548 kelime·3 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... Gaz. A.Ş ve ... aleyhine 22/05/2009 gününde verilen dilekçe ile basın yoluyla kişilik haklarına saldırıdan dolayı uğranılan manevi zararın ödetilmesinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; istemin bir bölümünün kabulüne ilişkin 29/09/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Diğer temyiz itirazına gelince; ... gazetesinin 05.05.2009 günlü sayısında “Menderes’in Partisi Darbecilere Düşer mi?” başlığı altında yayımlanan yazının kişilik haklarına saldırı oluşturduğunu belirterek, davalıların manevi tazminat ile sorumlu tutulmasını istemiştir.
Davalı yan ise, siyasi bir analiz ve eleştiri yapıldığını, yayının davacıya yönelik olmadığını, ... Parti üyesi bir siyasetçinin açıklaması ile başka bir gazetede yer alan bilgilerin yayımlandığını, asıl konunun ... Partinin ele geçirilmesi ve kongresi olduğunu ileri sürerek, istemin reddedilmesi gerektiğinin savunmuştur.
Yerel mahkemece, yayında davacının adına da yer verildiği, davacı hakkındaki “darbesever, mezeci” ve dolaylı da olsa “Ergenekoncu” biçimindeki nitelemelerin davacının kişilik haklarına saldırı oluşturduğu gerekçesiyle istemin bir bölümü kabul edilmiştir.
Kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminat ödetilmesini isteyebilir. Yargıç, manevi tazminatın tutarını belirlerken, saldırı oluşturan eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır.
Tutarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel durum ve koşulların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde nesnel (objektif) olarak göstermelidir. Çünkü yasanın takdir hakkı verdiği durumlarda yargıcın, hukuk ve adalete uygun (hak ve nasfetle) karar vereceği Medeni Yasa'nın 4. maddesinde belirtilmiştir.
Takdir edilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
Dava konusu yayının yapıldığı dönemdeki güncel gelişmeler, konunun ülke gündeminde yer almış olması, davacı hakkındaki sözlerin niteliği ile yukarıdaki ilkeler gözetildiğinde, davacı yararına takdir edilen manevi tazminat fazladır. Daha alt düzeyde manevi tazminat takdir edilmek üzere kararın bozulması gerekirse de belirlenen bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası'nın 438/7. maddesi gereğince kararın düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2010/1298, K. 2010/13420, 23 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama