KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2010/13537 E., 2010/13143 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Aralık 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
535 kelime·3 dk okuma
Davacı ... Genel Müdürlüğü vekili Avukat ... tarafından, davalı ...ve diğerleri aleyhine 04/10/2006 gününde verilen dilekçe ile Uluslararası ... Federasyonu tarafından verilen para cezasının, zarara yol açan davalılardan alınmasının istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; istemin kabulüne ilişkin 02/06/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılardan ... vekili, ...ve ...vekili taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Diğer temyiz itirazına gelince; davacı, Türk ... Ulusal Takım kampında bulunan sporcuların, uluslararası ... kuruluşlarınca yapılan uyarıcı (doping) denetimleri sırasında çeşitli nedenlerle kendi yerlerine örnek (numune) vermek üzere başkalarını kullanmaları ve daha önce yapılan uyarıcı denemeleri sırasında yaşanan bazı usulsüzlükler nedeni ile Türkiye ... Federasyon'una verilen para cezasının, Federasyon başkanı, teknik direktörü ve antrenörü olarak görev yapan davalılardan alınmasını istemiştir.
Yerel mahkemece istemin reddine ilişkin olarak verilen ilk karar Dairemizce; olayda davalıların kusurları bulunduğu belirtilerek, "…dava konusu edilen cezanın sadece ağustos ve eylül ayında yapılan denetimlere uygun davranmamak nedeni ile mi verildiği; yoksa, daha önce bazı sporcuların doping testlerinde dopingli çıkması nedeni ile verilen cezaların yeterli olmadığı izlenimi edinilmesi üzerine devam eden olayların sürekliliği gözetilerek, tümünün mü cezalandırılmasının amaçlandığı belirlenerek zararın kapsamının saptanması, daha sonra da davalılardan her birinin eylemlerinin zarardaki etkisinin ne miktarda olduğuna karar verilmelidir…” gerekçesiyle bozulmuştur.
Yerel mahkemece bozmaya uyularak alınan 30.03.2010 günlü bilirkişi kurul raporunda.
06.09.2005'deki hazırlık kampında yapılan usulsüzler nedeniyle verilen 100.000 $ para cezasının belirlenmesinde önceki olayların da gözetildiği ancak, önceki olayların ve aykırılıkların cezası olmadığı, tazminat sorumluluğunun %30’unun davalılara ve %70'inin de olaya karışan ya da olayla ilişkili durumda olan sporculara ait olması gerektiği, buna göre davalıların sorumluluğunun 100.000 $'ın %30'u olan 30.000 $ ile sınırlı olması gerektiği, davalılardan Federasyon Başkanı olan ...’un dava konusu cezalandırılmaya neden olan uyarıcı testi usulsüzlüğünde kusurunun bulunmadığı,
diğer üç davalının olaydaki kusur ve sorumluluklarının eşit olup 30.000 $ tutarındaki tazminat sorumluluğunun davalılar arasında eşit olarak paylaştırılmasının hakkaniyete uygun olacağı belirtilmiştir.
Yerel mahkemece, bozma kararında belirtilmediği ve kendilerine bu konuda görev verilmediği gerekçesiyle bilirkişi raporundaki görüşlere değer verilmeyerek 100.000 $ tutarındaki zararın davalılardan ortaklaşa ve dayanışmalı olarak (müştereken ve müteselsilen) alınmasına karar verilmiştir.
Bilirkişi raporunda; Federasyon Başkanı olan davalılardan ...'un, kusurunun bulunmadığı yönündeki görüş, dosya içeriğine ve bozma kapsamına uygun değil ise de belirlenen sorumluluk tutarı ve kusur oranları dosya içeriğine ve olayın oluş biçimine uygundur. Yerel mahkemece uyulan bozma kararında, davalılardan her birinin eylemlerinin zararda etkisinin ne miktarda olduğunun belirlenmiş ve her bir davalının kusur oranının belirlenmesi istenmiştir. Bozmaya uyularak buna göre bilirkişiden rapor alınmış ise de davalıların zarardan ne miktarda sorumlu olacaklarına ilişkin bozma gereği yerine getirilmemiştir.
Yerel mahkemece, bozma kararında davalıların her birinin eyleminin zarara ne miktar etkili olduğunun belirlenmesi gerektiğinin belirtildiği gözetilerek, tüm davalılara verilen toplam %30 orandaki kusur temel alınıp her bir davalının %7.5 kusur oranına göre ayrı ayrı sorumlu tutulması gerekirken, davalıların zararın tamamından sorumlu tutulmuş olmaları usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2010/13537, K. 2010/13143, 16 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama