KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2010/14109 E., 2010/13254 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Aralık 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
337 kelime·2 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve ... aleyhine 16/2/2009 gününde verilen dilekçe ile elbirliği mülkiyetine bağlı taşınmaz üzerinde dikilip yetiştirilip ürünlerin alınmasına engel olunması nedeniyle uğranılan zararın ödetilmesinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; istemlerin kabulüne ilişkin 25/5/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Diğer temyiz itirazına gelince; davacı, taraflar arasında elbirliği mülkiyetine bağlı olan taşınmaz üzerine meyve ağacı dikip yetiştirdiğini ancak, ürünü almasına engel olunduğunu belirterek, 2004-2005 yıllarına ilişkin ürün zararlarının ödetilmesini istemiştir.
Davalılar, davaya karşı zamanaşımı savunmasında bulunmuşlardır. Davacının zararı, taşınmazlardaki meyve ağaçlarının ürünlerini alamamış olmaktan kaynaklanmaktadır. Taşınmaz içinde yetişen ürünler aynı yıl içinde hasat edilip değerlendirileceğinden zarar da o yıl içinde gerçekleşmiş olur. Bu durumda davacının 2004-2005 yılına ait zararı yönünden, eldeki davanın açıldığı 16.02.2009 gününde Borçlar Yasası'nın 60/1. maddesinde öngörülen bir yıllık zamanaşımı süresi dolmuştur.
Yerel mahkemece davalıların eyleminin aynı zamanda suç olduğu kabul edilerek Borçlar Yasası'nın 60/2. maddesinde belirtilen (uzamış) ceza zamanaşımı süresinin uygulanacağı gerekçesiyle zamanaşımı itirazı reddedilmişse de 2004-2005 yılı ürünleri için davalılar hakkında bir suç isnadı veya açılmış ceza davası yoktur.
2006 yılı ürünü için açılan ceza davasında ise davalıların eyleminde suç kastı bulunmadığı ve olayın hukuki uyuşmazlık niteliğinde olduğu gerekçesi ile beraet kararı verilmiştir. Kesinleşen beraet kararında belirlenen, olayın hukuki uyuşmazlık niteliğinde olduğuna ilişkin maddi olgu, hukuk mahkemesi yönünden de bağlayıcıdır.
Bu nedenle davalıların eyleminin suç oluşturmayan haksız eylem niteliğinde olduğu kabul edilerek, olayda Borçlar Yasası'nın 60/1. maddesinde öngörülen bir yıllık zamanaşımı süresi uygulanmalıdır.
Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilerek, davanın zamanaşımı nedeniyle reddedilmesi gerekirken, (uzamış) ceza zamanaşımının geçmediği gerekçesiyle davalının sorumlu tutulmuş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2010/14109, K. 2010/13254, 20 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama