KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2010/1449 E., 2011/753 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Ocak 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
514 kelime·3 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 30/12/2008 gününde verilen dilekçe ile haksız eylem nedeniyle tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 01/10/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Diğer temyiz itirazına gelince; davacı, kavga sırasındaki tehdit ve silah çekme niteliğindeki haksız eylem nedeniyle kişilik haklarına saldırıdan dolayı uğradığı manevi zararın ödetilmesini istemiş; davalı savunmada bulunmamış ve yerel mahkemece, davalının silah boşaltmak suretiyle tehdit suçu nedeniyle cezalandırıldığı olayda davacının da kusuru bulunduğu gözetilerek istemin bir bölümü kabul edilmiştir.
Kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminat ödetilmesini isteyebilir. Yargıç, manevi tazminatın tutarını belirlerken, saldırı oluşturan eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır.
Tutarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel durum ve koşulların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde nesnel (objektif) olarak göstermelidir. Çünkü yasanın takdir hakkı verdiği durumlarda yargıcın, hukuk ve adalete uygun (hak ve nasfetle) karar vereceği Medeni Yasa'nın 4. maddesinde belirtilmiştir.
Takdir edilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
Dava konusu olayın gelişim biçimine göre, aralarında önceye dayalı arazi anlaşmazlığı bulunan davalı ile karşılaşan davacının küfür ederek davalının üzerine yürümesi üzerine, küfür ederek davacının üzerine yürüyen davalının havaya ateş ettiği anlaşılmaktadır.
Davalı tehdit suçundan cezalandırılmış ise de tarafların olaydaki kusurları ile sosyal ve ekonomik durumları, yukarıda anlatılan gelişim biçimi gözetildiğinde davacı yararına takdir edilen 3.000,00 TL manevi tazminat fazladır.
Daha alt düzeyde manevi tazminat takdir edilmek üzere kararın bozulması gerekirse de belirlenen bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası'nın 438/7. maddesi gereğince, davacı yararına 1.000,00 TL manevi tazminat takdir olunmak suretiyle, kararın düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2010/1449, K. 2011/753, 27 Ocak 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama