KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2010/1560 E., 2011/368 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Ocak 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
267 kelime·1 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 04/02/2005-30/01/2007 gününde verilen dilekçe ile trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 23/09/2008 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasasında özrü kabul edilen tarafa yeni oturum gününün bildirilmesi konusunda bir düzenleme bulunmamaktadır. Kural olarak yargısal işlemler açıklama (tefhim) veya bildirim (tebliğ) ile sonuç doğuracağından ilgilisi hakkında olumsuz sonuç doğuracak işlemlerin Tebligat Yasası'nda yer alan düzenlemeler gereğince bildirilmesi gerekir.
Davalı vekili 08.07.2008 günlü oturum için yanıtlı telgraf ile özür bildirdiğine ve özrü kabul edildiğine göre, sonraki oturum gününün kendisine Tebligat Yasası gereğince tebliği ile taraf oluşumu sağlandıktan sonra karar verilmesi gerekirken savunma hakkı kısıtlanacak biçimde, yokluğunda karar verilmiş olması doğru değildir.
Diğer yandan, 23.09.2008 günlü oturumda duruşmaya son verildikten sonra tutanak “davanın kısmen kabulüne” biçiminde bağlanmıştır. Bir mahkeme kararının ... kazanabilmesi için onun açıklanması gerekir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası'nın 381. maddesi gereğince “…kararın tefhimi en az 388. maddede belirtilen hüküm sonucunda duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur.” Buna göre kararın gerekçesi ile birlikte hazır olması durumunda bile kısa karar sonucunun tutanağa yazılması zorunludur.
Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilmeyerek yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2010/1560, K. 2011/368, 20 Ocak 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama