KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2010/1566 E., 2010/3582 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Mart 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
355 kelime·2 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve ... aleyhine 19/01/2005 gününde verilen dilekçe ile maddi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; zamanaşımı nedeniyle davanın reddine dair verilen 13/03/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere göre davacının, davalılardan ...'a yönelik temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davacının, diğer davacı ...'a yönelik temyiz itirazlarına gelince; dava, haksız eylem nedeniyle uğranılan maddi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece, istem zamanaşımı nedeniyle reddedilmiş; karar, davacı tarafından temyiz olunmuştur.
Davacı, davalılardan ...'ın, yediemin olarak teslim aldığı taşınır malları satış için hazır bulundurmadığını ileri sürerek, uğradığı zararın ödetilmesini istemiştir. Yerel mahkemece; adı geçen davalının eyleminin İcra ve İflas Yasası'nın 336/a maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğu ve 756 sayılı Türk Ceza Yasası'nın 102/5. maddesinde öngörülen 2 yıllık (uzamış) ceza zamanaşımı süresinin ve eylemin öğrenildiği günden itibaren de Borçlar Yasası'nın 60/1. maddesinde belirtilen 1 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği gerekçesiyle istem reddedilmiştir.
Borçlar Yasası'nın 60/2. maddesi gereğince zarara yol açan eylemin, aynı zamanda suç sayılan bir eylemden doğmuş olması durumunda olayda uygulanacak zamanaşımı süresi, o suçun bağlı olduğu (uzamış) ceza zamanaşımı süresidir. Davalılardan ...'a yöneltilen eylem, olay gününde yürürlükte bulunan 765 sayılı Türk Ceza Yasası'nın 276. maddesinde tanımlanan suçu oluşturduğundan, adı geçen davalı hakkında uygulanacak ceza zamanaşımı süresi, aynı Yasa'nın 102/4. maddesi uyarınca 5 yıl olup (uzamış) ceza zamanaşımı süresi geçmeden dava açılmıştır.
Diğer yandan, adı geçen davalı, kendisine teslim edilen taşınır malları, dava gününe göre icra dairesine teslim etmemiş olduğundan, hukuka aykırılık ve zararlı sonuç devam etmektedir. Zaralı sonucun devam ettiği durumlarda zamanaşımı süresinin geçtiğinden söz edilemez.
Yerel mahkemece açıklanan olgular gözetilerek, işin esası incelenip varılacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan yazılı gerekçeyle, istemin zamanaşımı nedeniyle reddedilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2010/1566, K. 2010/3582, 29 Mart 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama