KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2010/1689 E., 2011/800 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 31 Ocak 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
301 kelime·2 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 29/11/2007 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 19/11/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, manevi tazminat istemine ilişkindir. Banka şube müdürü olan davacı, hakkında yürütülen soruşturma sırasında görev yapan davalı müfettişin, müşterilerden biri ile yaptığı görüşme sırasında hakaret oluşturan sözler söylediğini ileri sürerek, davalının manevi tazminat ile sorumlu tutulmasını istemiştir.
Davalı ise, iddia edilen sözleri söylemediğini belirterek, istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgelere göre, davacı hakkında yapılan soruşturma sırasında bilgisine başvurulan ...; banka kredisi kullanmadığı halde davacı banka müdürünün kredi kullanmış gibi işlem gerçekleştirdiğini kendi el yazısı ile hazırladığı belge ile bildirmiştir. Bu kişi daha sonra verdiği dilekçesinde ise ilk anlatımının doğru olmadığını, o anlatımı davalı müfettişin baskısı ile düzenlediğini ve bu sırada davalının davacıya yönelik hakaret içeren sözler kullandığını bildirmiştir. Dava dosyasında davalının bu sözleri söylediğini gösteren başka bir kanıt bulunmamaktadır.
Davalı ile tanık ... arasındaki görüşmenin tanığın işyerinde yapılmış olması karşısında, açıklamanın baskı ile yapıldığı iddiası tutarsız kalmaktadır. Böylece soruşturmaya konu kredi işlemi nedeniyle parasal sorumluluğu istenilen bir müşterinin sonradan değişen ve davacıya yönelik suçlamalar içeren açıklaması dışında davalının dava konusu eylemde bulunduğunu gösteren bir kanıt bulunmadığı sonucuna varılmaktadır. Bu tanığın açıklaması ise tek başına davalının sorumluluğunu gerektirecek güçte bir kanıt niteliğinde değildir.
Yerel mahkemece, yeterli güçte kanıt ile kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle davalının manevi tazminat ile sorumlu tutulmuş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2010/1689, K. 2011/800, 31 Ocak 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama