KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2010/273 E., 2010/1534 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Şubat 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
316 kelime·2 dk okuma
Davacı ... ve ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 23/02/2009 gününde verilen dilekçe ile haksız şikayet nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın zamanaşımı nedeni ile reddine dair verilen 01/10/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, haksız şikayet nedeniyle kişilik haklarına saldırıdan dolayı uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istem zamanaşımı nedeniyle reddedilmiş; karar, davacılar tarafından temyiz olunmuştur.
Davacılar, davalı ile aralarındaki alacak verecek sorunu nedeniyle kavga çıktığını, davalının kavgada zorla senet imzalatmaya çalıştıkları iddiası üzerine gasp suçundan yargılandıklarını, yargılama sırasında davalının ... ... para karşılığı tanıklık yapmaya özendirdiğini belirterek, kişilik haklarına saldırıdan dolayı manevi tazminat istemişlerdir. Yerel mahkemece gasp ve yaralama suçundan dolayı açılan davanın kesinleştiği günden itibaren bir yıllık süre geçtiği ve davanın zamanaşımına uğradığı kabul edilmiştir.
Borçlar Yasası'nın 60/2 maddesi gereğince zarara yol açan eylemin, aynı zamanda suç sayılan bir eylemden doğmuş olması durumunda olayda uygulanacak zamanaşımı süresi, o suçun bağlı olduğu (uzamış) ceza zamanaşımı süresidir. Dava konusu olay, olay gününde yürürlükte bulunan 765 sayılı Türk Ceza Yasası'nın 285. maddesinde tanımlanan iftira suçu niteliğinde olup uygulanacak ceza zamanaşımı süresi, aynı Yasası'nın 102/4 maddesi uyarınca 5 yıldır.
Davalı Cumhuriyet Başsavcılığına 19.10.2004 günü şikayet dilekçesi verdiğine ve eldeki dava 23.02.2009 günü açıldığına göre 765 sayılı Türk Ceza Yasası'nın 102/4. maddesinde öngörülen 5 yıllık (uzamış) ceza zamanaşımı süresi geçmeden eldeki davanın açıldığı kabul edilmelidir.
Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilerek, davalının zamanaşımı savunmasının reddiyle işin esası incelenip varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle, yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2010/273, K. 2010/1534, 11 Şubat 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama