KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2010/305 E., 2010/1391 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Şubat 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
463 kelime·2 dk okuma
Davacı ... ve diğerleri vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve diğerleri aleyhine 27/05/2008 gününde verilen dilekçe ile maddi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davacıların aktif husumeti olmadığından davanın reddine dair verilen 17/06/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dava, sahte resmi belge düzenlenerek yapılan satış nedeniyle taşınmazın elden çıkması nedeniyle uğranılan zararın ödetilmesi istemine ilişkindir.
Davacılardan ...ile ... kendi adlarına, diğer davacı ... ise küçük ...’a velayeten dava açarak, 1993-1996 yılları arasında ...’da oturduklarını, Türkiye’de hiç bulunmadıklarını, dava dışı ...’un sahte kimlik belgesi kullanmak, kimliği bilinmeyen başka bir kişiyi davalı Noter ...’in noterlik dairesine götürerek vekil etme (tevkil) yetkisi içeren vekaletname düzenlettirdiğini, bu yetkiye dayanarak davalılardan ...’a satış yetkisi verdiğini, verilen bu satış yetkisi ile ...
Merkez ... Mahallesi 37 Ada 3 parsel sayılı taşınmazdaki 20/280 arsa paylı 3 nolu dükkanın diğer davalı ...’e satışının yapıldığını, davalı ...’in de aynı taşınmazı 5/12/1996 gün ve 5924 yevmiye numaralı işlemle dava dışı ...’a sattığını belirterek malvarlıklarında meydana gelen azalma nedeniyle uğranılan zararın ödetilmesini istemişlerdir.
Davalılardan ... ve ... ise, davanın zamanaşımına uğradığını, tapu kayıt sahibi ... olduğundan davacıların, aktif dava ehliyeti bulunmadığını belirterek, istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuşlardır.
Yerel mahkemece, tapu kayıt sahibinin ... olması nedeniyle davacıların dava açmakta aktif husumet ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle, istem aktif husumet yönünden reddedilmiş; karar, davacılar tarafından temyiz olunmuştur.
Dosya arasında bulunan 37 Ada 3 parsel sayılı taşınmazın zemin kattaki bağımsız bölüm tapu kaydının incelenmesinden, davacılar ..., ..., ...’un, ortak mirasbırakanları ... ...’ın 01/03/1993 gününde ölümü üzerine 1/15’er oranında pay sahibi oldukları, 03/03/1993 gününde yapılan rızai taksim ile dava dışı ... adına tescil edilen payın bu kez 14/10/1994 günlü satış ile dava dışı ... ... adına tescil edildiği, aynı taşınmaz payının 14/08/1996 günü satış yoluyla ... adına tescil edildiği, 05/12/1996 günü yeniden satılan taşınmazın bu kez davalı ... adına tescil edildiği ve son olarak da dava dışı ...’a satış yapılarak adına tescil edildiği anlaşılmaktadır.
2010/305-2010/1391
Dava konusu taşınmaza ait tapu kaydından taşınmazın 01/03/1993'de davacılara miras yoluyla geçtiği, rızai taksim ve satışlarla el değiştirdiği anlaşılmaktadır. Dava dilekçesinde zarara neden olan olayların 1993-1996 yılları arasında gerçekleştiği iddia edildiğine ve davacıların da bu tarihlerde dava konusu taşınmaz ile ilgileri bulunduğuna göre, davacılar ...ve ...’un dava açmakta hukuki yararları ve aktif dava ehliyetleri bulunduğu kabul edilmelidir.
Diğer yandan, davacı küçük ...ile anne ... arasında çıkar çatışması bulunduğundan anne ... ... velayeten dava açamaz. Davacı küçük ...’a kayyım atanarak yargılamaya devam olunmalı ve oluşacak sonuca göre karar verilmelidir.
Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilmeyerek, yerinde olmayan gerekçeyle, yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2010/305, K. 2010/1391, 16 Şubat 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama