KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2010/452 E., 2010/12688 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Aralık 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
282 kelime·1 dk okuma
Davacı ... (kendisine asaleten kızı ...'ya velayeten) vekili Avukat ... ... tarafından, davalı ... ve diğerleri aleyhine 04/06/2007 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davacı ... ... yönünden HUMK'nun 409/5 maddesi gereğince, davacı ... ve ...'ya yönelik maddi tazminat davasının konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, manevi tazminat isteminin kabulüne dair verilen 17/02/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı ... yetkilisi tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, trafik kazası nedeniyle desteğin ölümünden dolayı uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir.
Dava dilekçesinde ... AŞ davalı gösterilmiş; ancak davaya yanıt veren ... Nakliyat Kargo Akaryakıt Gıda Otomotiv İnşaat Sanayi Ltd Ş, kazaya karışan araç ile ilgilerinin bulunmadığını savunmuştur.
Dosya içeriğinden, kazaya karışan 34 ... plaka sayılı otobüs sürücüsünün davalılardan ... ..., trafik sicilinde sahibi olarak adı yazılı kişinin de diğer davalı ... olduğu, otobüs üzerinde “...” logosunun bulunduğu ve sürücü ... ...’ın ... adına şoförlük yaptığı anlaşılmaktadır.
Kazaya karışan otobüs üzerinde “...” logosu bulunduğuna göre uyuşmazlık; doğru hasma karşı dava açılıp açılmadığında, bu bağlamda ... AŞ'nin doğru hasım olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Yerel mahkemece açıklanan olgular gözetilerek, davalı olarak gösterilen ... AŞ adında bir şirket bulunup bulunmadığı araştırılıp böyle bir şirket bulunmadığı sonucuna varıldığı takdirde bu durum “hasımda yanılma” kabul edilerek, husumetin davacılar tarafından gösterilecek doğru hasma yöneltilmesi sağlandıktan sonra oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, kararın yerine getirilmesi aşamasında kuşku oluşturacak biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2010/452, K. 2010/12688, 9 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama