KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2010/4538 E., 2011/7640 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Haziran 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
465 kelime·2 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve ... aleyhine 15/01/2009 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat dava ve karşı dava ile istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın reddine dair verilen 05/01/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi taraflarca süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, davalı ... ile avukatı olan diğer davalı ... tarafından görülmekte olan bir dava sırasında verilen 16.12.2008 günlü hakimin reddi dilekçesinde davacının kişilik haklarına saldırıda bulunulması nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Davalı ... ise davacının kendisini haksız şikayet etmesi nedeniyle karşı dava açmıştır. Yerel mahkemece, asıl davanın bir bölümünün kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiş; karar, taraflarca temyiz edilmiştir.
Davacı, davalı ...'ın avukatı olan diğer davalı ... aracılığı ile verdiği 16.12.2008 tarihli reddi hakim dilekçesinde kendisi hakkında işe iade davasına bakan avukatlarının “...senin davanı açmayı unuttuk, şu anda İş mahkemesindeki erkek hakim bizden değil ama fazla laga-lüga yapma, kaygılanma süre geçse bile yeni gelecek bayan İş Hakimi bizim adamımız biz onla yer-içer bu davayı bir şekilde ondan geçiririz... " şeklindeki beyanlarını aktararak bu davada da tarafsız davaranmayacağını ifade ederek kişilik haklarına ağır saldırıda bulunduklarını belirterek manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
Davacı, Lüleburgaz 2.Asliye Hukuk Mahkemesi hakimidir. Davalı ... adına avukatlarının daha önceden açtıkları işe iade davasının süresinde açılmamasına rağmen davacı hakim tarafından davanın kabulüne karar verilmiştir. Davalı ... avukatlarına davasını süresinde açmadıklarını söyleyince, kaygılanmaması gerektiği, kararı verecek hakimin kendilerinden olduğunu belirterek davanın kabulünü sağlayacaklarını söylediklerini iddia etmiştir.
Bu telkinden sonra işe iade davasının davacı hakim tarafından kabul edildiği, daha sonra Yargıtay aşamasında süresinde açılmayan davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Davalı ... işe iade davasını süresinde açmayan avukatlarına karşı açtığı maddi ve manevi tazminat davasında daha önceden avukatlarının adamları olduğunu belirtmeleri nedeniyle avukatı aracılığıyla verdiği 16.12.2008 tarihli dilekçe ile davacı hakimin reddini istemiştir.
Davacı hakim söz konusu bu sözler nedeniyle davalı ...'ı hakaret ve iftira suçundan dolayı Cumhuriyet Savcılığına şikayet etmiştir. Lüleburgaz Cumhuriyet Savcılığının 2008/4616 soruşturma sayılı evrakı ile yapılan tahkikat sonucunda davalı ...'ın sözlerinin avukatlarının söylemleri niteliğinde olduğu, bizzat davacı hakime karşı herhangi bir isnadı bulunmadığı, reddi hakim talebinin dayanağı olarak iddia ve savunma dokunulmazlığı sınırları içinde dilekçesini yazdığı, suçun unsurlarının oluşmaması nedeniyle kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmiştir. Verilen bu karara karşı davacının itiraz edip etmediği anlaşılamamaktadır.
Yerel mahkemece, takipsizlik kararına karşı her hangi bir itiraz olup olmadığı sorulmuş, ancak cevabı gelmeden dava hakkında karar verilmiştir. Yerel mahkemece, takipsizlik kararının kesinleşip kesinleşmediğinin araştırılarak varılacak sonuca göre davanın değerlendirilmesi gerekirken davacının kişilik haklarına saldırıda bulunulduğu kabul edilerek davanın bir bölümünün kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2010/4538, K. 2011/7640, 29 Haziran 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama