KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2010/4826 E., 2011/4958 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Mayıs 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
433 kelime·2 dk okuma
Davacı ... ve diğerleri vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve ... aleyhine 14/09/2009 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 09/12/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacılar ile ... ve ... vekilleri taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddolunmalıdır.
2-Davacıların diğer temyiz itirazına gelince; dava, trafik kazası nedeniyle desteğin ölümünden dolayı uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davacılar ve davalılardan ... tarafından temyiz olunmuştur.
Dosya içeriğinden, davalılardan ...'in sürücüsü olduğu diğer davalı ...'e ait araç ile davacıların desteğine çarparak onun ölümüne yol açtığı; davacıların dava dilekçesinde, kabul edilecek manevi tazminatlara olay gününden itibaren yasal faiz yürütülmesini istedikleri anlaşılmaktadır.
Tazminat hukuku ilkeleri gereğince haksız eylemden ... zararın ödetilmesi amacıyla açılan davalarda zarar olay gününde gerçekleştiğinden, istek bulunması durumunda, kabul edilecek tazminata olay gününden itibaren faiz yürütülmesi gerekir.
Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilerek, kabul edilen manevi tazminat tutarlarına olay gününden itibaren faiz yürütülmemiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
3-Davalıların temyiz itirazına gelince;
Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir.
O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir.
Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Dava konusu olayın oluş biçimi, tarafların kusuru ile ekonomik ve sosyal durumları ve yukarıdaki ilkeler gözetildiğinde davacılar yararına takdir edilen manevi tazminat tutarları fazladır. Yerel mahkemece açıklanan olgular gözetilerek, davacılar yararına daha alt düzeyde manevi tazminat takdir edilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2010/4826, K. 2011/4958, 2 Mayıs 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama