KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2010/4891 E., 2010/7970 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Haziran 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
489 kelime·2 dk okuma
Davacı Tasfiye Halinde ... Bankası A.Ş vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ... ve ... ... aleyhine 24/12/2009 gününde verilen dilekçe ile maddi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen 24/12/2009 günlü kararın Yargıtay’da duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekili, duruşmasız olarak incelenmesi de davacı vekili taraflarından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 29/06/2010 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalılar vekili Avukat ... ile karşı taraftan davacı banka vekili Avukat ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı.
Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının tüm, davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davalıların diğer temyiz itirazına gelince; dava, haksız eylem nedeniyle uğranılan banka zararının ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, taraflarca temyiz olunmuştur.
Davacı Banka, Ticari Krediler Yönetmeliğine ve banka düzenlemelerine aykırı olarak kredi kullandıran davalıların, uğranılan zarardan sorumlu tutulmalarını istemiştir.
Davalılar ise, kullandırılan kredilerin geri dönüşü aşamasında kusurlu davranan davacının eylemi nedeniyle zararın arttığını belirterek, istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuşlardır.
Yerel mahkemece, icra takipleri ile alınan tutarlar indirildikten sonra kalan tutar üzerinden Borçlar Yasası’nın 44. maddesi gereğince % 50 oranda indirim yapılarak kalan tutardan davalıların sorumlu tutulmalarına karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden; şube müdürü ve yardımcısı olan davalıların, görev yaptıkları dönemde dava dışı şirketlere kullandırdıkları kredilerde, kredi sınırlarını aştıkları, yetkisiz oldukları halde ödeme gününü uzattıkları anlaşılmakta ise de, kendilerine gönderilen risk cetvellerine rağmen ... Şubesi’ne uyarı yapmayan İstanbul Bölge Müdürlüğü’nün zararın artmasında katkısı olduğu da anlaşılmaktadır.
Davalıların, savsaklama (ihmal) niteliğindeki bu davranışları dışında yolsuzluk yaptıkları ya da kast niteliğinde kusurları bulunduğu da iddia edilip kanıtlanmadığından, yerel mahkemece Borçlar Yasası’nın 44. maddesi uygulanırken ortaya konulan gerekçelerde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ne varki, davacılar yararına yapılan idirim oranı olaya uygun olmayıp azdır. Daha üst düzeyde indirim yapılmak üzere kararın bozulması gerekirse de belirlenen bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası’nın 438/son maddesi gereğince, yerel mahkemece kabul edilen tutardan yeniden yarı oranda indirim yapılmak suretiyle, kararın düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2010/4891, K. 2010/7970, 29 Haziran 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama