KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2010/5292 E., 2011/4985 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Mayıs 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
511 kelime·3 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı EGO Genel Müdürlüğü vd. aleyhine 25/02/2008 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 03/03/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili ve davalı EGO Genel Müdürlüğü vekili taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davacının diğer temyiz itirazlarına gelince; a)Dava, trafik kazası nedeniyle yaralanmadan dolayı uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir.
Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davacı ve davalılardan EGO Genel Müdürlüğü tarafından temyiz olunmuştur.
Dosya içeriğinden, 30.07.2007 günü meydana gelen trafik kazası nedeniyle davacının 3 ayda iyileşecek biçimde yaralandığı, olayda davalıya ait otobüs sürücüsünün 5/8 oranda kusurlu olduğunun belirlendiği anlaşılmaktadır.
Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir.
O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir.
Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Dava konusu kazanın oluşumu, davacının yaralanma derecesi, tarafların kusur oranları ile yukarıdaki ilkeler gözetildiğinde davacı yararına takdir edilen manevi tazminat miktarı azdır. Davacı yararına daha üst düzeyde manevi tazminat takdir edilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.
b)Dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 250,00 YTL maddi tazminat isteyen davacı, 02.02.2010 günlü ıslah dilekçesinde maddi tazminat tutarını 770,88 TL olarak arttırdığı ve yerel mahkemece de 770,88 TL maddi tazminatın tamamı kabul edildiği halde davalılar yararına bu tutar üzerinden vekalet ücreti takdir edilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
3-Davalının diğer temyiz itirazına gelince; karar gününde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 10/2. maddesi uyarınca manevi tazminat isteğinin bir bölümünün reddedildiği durumlarda, karşı taraf yararına Tarife'nin üçüncü kısmına göre takdir olunacak ücret, davacı yararına takdir olunan ücreti geçemez.
Yerel mahkemece davacının manevi tazminat isteminin bir bölümünün reddedildiği gözetilerek, reddedilen bölüm yönünden, davada avukatı aracılığı ile temsil olunan davalı yararına yukarıda açıklanan Tarife gereğince avukatlık ücreti takdir edilmemiş olması doğru olmadığından, karar bu nedenle de bozulmalıdır.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2010/5292, K. 2011/4985, 2 Mayıs 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama