KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2010/5672 E., 2010/6834 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Haziran 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
312 kelime·2 dk okuma
Davacı ... ve diğerleri vekili Avukat ... tarafından, davalı ...aleyhine 30/06/2008 gününde verilen dilekçe ile maddi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; mahkemenin yetkisizliğine dair verilen 24/02/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, danışıklı satış nedeniyle uğranılan zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece, mahkemenin yetkisizliği nedeniyle dava dilekçesi reddedilmiş; karar, davacılar tarafından temyiz olunmuştur.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası'nın 9. maddesi gereğince her dava, yasada aksine bir düzenleme bulunmadıkça açıldığı günde davalının Medeni Yasa gereğince yerleşim yeri sayılan yer mahkemesinde görülür. Aynı Yasa’nın 21. maddesi gereğince de haksız eylemden ... dava, haksız eylemin gerçekleştiği yer mahkemesinde açılabilir. Böyle bir durumda, davayı hangi mahkemede açacağı konusunda seçimlik hakkı bulunan davacı, davasını dilerse davalının yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesinde, dilerse haksız eylemin gerçekleştiği yer mahkemesinde açabilir.
Dava, bedeli istenen taşınmazın, Borçlar Yasası'nın 18. maddesine aykırı olarak, mal kaçırmak amacıyla, danışıklı olarak satıldığı iddiasına dayanmaktadır. Kural olarak üçüncü kişiler, danışıklı işlem (muvazaalı muamele) nedeniyle hakları zarara uğratıldığı takdirde tek taraflı veya çok taraflı olan bu hukuki işlemlerin geçersizliğini ileri sürebilirler. Çünkü danışıklı bir hukuki işlem ile üçüncü kişilere zarar verilmesi, onlara karşı işlenmiş bir haksız eylem niteliğindedir.
Dava konusu haksız eylem niteliğindeki danışıklı işlem Fethiye adli yargı sınırları içinde gerçekleştiğine göre, Fethiye Asliye Hukuk Hakimliği’nde dava açan davacıların, seçimlik haklarını, haksız eylemin gerçekleştiği yer mahkemesinde dava açmak suretiyle doğru olarak kullandıkları anlaşılmaktadır.
Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilerek, davalının yetki itirazının reddiyle işin esası incelenip varılacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, davalının yerleşim yeri mahkemesinin yetkili olduğu gerekçesiyle, yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2010/5672, K. 2010/6834, 7 Haziran 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama