KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2010/6433 E., 2011/7895 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Temmuz 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
250 kelime·1 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 31/1/2007 gününde verilen dilekçe ile maddi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 12/3/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, trafik kazası nedeniyle uğranılan bakiye zararın tahsili istemine ilişkindir.
Yerel Mahkemece; istemin kabulüne dair verilen karar, davalı tarafından temyiz olunmuştur.
Davacı, asıl tazminat dosyasında saklı tuttuğu bakiye zararın ödetilmesini istemiş, davalı süresinde zamanaşımı definde bulunmuştur.
Borçlar Kanunu’nun 60/2 maddesinde; “zarar ve ziyan davası ceza kanunları mucibince daha uzun zamanaşımına tabi olan eylemden kaynaklanmış ise ceza zamanaşımının uygulanacağı” kuralı vardır.
Somut olayda, davaya konu eylem 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 459/2 maddesinde düzenlenen “taksirle yaralama” suçunu oluşturmaktadır. Bu nedenle uygulanacak ceza zamanaşımı süresi TCK 102/4 maddesi uyarınca beş yıldır. Eylem 21/7/2001 tarihinde gerçekleşmiş, davacının yaralanmasına yönelik maluliyet raporu 27/10/2003 tarihinde alınmıştır. Eldeki dava ise 31/1/2007 tarihinde açılmıştır. Ek dava asıl tazminat davasındaki zamanaşımı süresine tabidir. Şu halde davanın açıldığı tarihte gerek olay tarihinden itibaren beş yıllık zamanaşımı süresi dolmuştur. Yerel Mahkemece zamanaşımı nedeniyle istemin reddine karar verilmesi gerekirken, zamanaşımının dolmadığı gerekçesiyle istemin kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir. Bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2010/6433, K. 2011/7895, 6 Temmuz 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama