KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2010/6564 E., 2011/5902 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Mayıs 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
577 kelime·3 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... Nak. Gıda Orman Ürn. Tic. Ltd. Şti ve ... aleyhine 04/01/2008 gününde verilen dilekçe ile maddi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; kazanç kaybı yönünden HUMK'nun 409. maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına, davacının davalı şirket yönünden husumet nedeni ile reddine, davacının davalı ... yönünden davanın kabulüne dair verilen 31/03/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili ile davalı ... taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davacının diğer temyiz itirazlarına gelince;
a)Dava, davalıların sürücüsü ve işleteni olduğu aracın direksiyon hakimiyetini yitirip davacının işyerine girmesi sonucu işyerindeki maddi zarar ile kazanç kaybı istemine ilişkindir. Yerel mahkemece, kazanç kaybı yönünden istek atiye bırakılması nedeniyle HUMK'nun 409. maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına, araç maliki davalı ... Nakliyat Ltd. Şti hakkındaki davanın aracı uzun süreli dava dışı bir şirkete kiralaması nedeniyle pasif husumet ehliyeti bulunmadığından reddine, araç sürücüsü davalı ... hakkındaki davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar davacı ile davalılardan ... tarafından temyiz edilmiştir.
Zarara yol açan olaya karışan araç, trafikte davalı ... Nakliyat Ltd. Şti adına kayıtlıdır. Davacı, bu kaydı esas alarak davasını işleten sıfatıyla ona yöneltmiştir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Yasası’nın 3 ve 19. maddelerine göre trafik kaydı “işleteni” kesin olarak gösteren bir belirti (karine) değilse de, onun kim olduğunu belirleyen güçlü bir kanıt niteliğindedir.
Ancak, trafik kaydına rağmen işletenliğin üçüncü kişi üzerinde bulunmasını engelleyen bir yasal düzenleme de yoktur. İşletenlik, trafik kaydı adına olan kişiden mülkiyeti muhafaza kaydı ile satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süre ile kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişiye geçmiş olur. Bu bakımdan işletenliğin kayda rağmen başkasına geçmiş bulunduğu her zaman kanıtlanabilir.
Fakat bu konuda getirilecek kanıtların üçüncü kişiler yönünden bağlayıcı nitelikte ve güçte olması, özellikle zarara uğrayanların haklarını ortan kaldıracak (halele uğratacak) bir sonuç yaratmaması gerekir.
Dava konusu olayda, davalı şirketin fotokopisini sunduğu kira sözleşmesi, isteyen taraflar arasında her zaman düzenlenebilecek basit (adi) yazılı belge niteliğinde olup davacı yönünden hukuki sonuç doğurmaz. Kaldı ki davalının, kiracısına karşı aralarındaki iç ilişki gereği rücu hakkı da vardır.
Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilmeyerek, davalı şirket hakkındaki istemin işleten olmadığı gerekçesiyle reddedilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
b)Davalı ... Nakliyat Ltd. Şti hakkındaki davanın pasif husumet ehliyeti bulunmadığından reddine karar verilmiştir.Karar gününde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7/2. maddesi gereğince, husumet nedeniyle davanın reddine karar verilen durumlarda, davanın görüldüğü mahkemeye göre Tarife'nin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı tutarı geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücreti takdir edilir.
Yerel mahkemece açıklanan yasal düzenleme gözetilerek, davalı şirket yararına maktu vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken, nispi vekalet ücreti verilmiş olması ayrı bir bozma nedenidir.
3-Davalının diğer temyiz itirazlarına gelince; dava dilekçesinden ve dosya kapsamından davacının uğramış olduğu hasar nedeniyle araç sigortası tarafından 3.830,00 TL davacıya ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır. Şu durumda ilgili sigorta şirketinden davacıya olay nedeniyle yapılan ödeme miktarı araştırılarak gerekirse güncelleme yapılmak suretiyle belirlenen hasar miktarından indirilmesi gerekir. Yerel mahkemece, bu yön üzerinde durulmadan belirlenen hasarın tamamının kabulüne karar verilmiş olması bozmayı gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2010/6564, K. 2011/5902, 25 Mayıs 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama