KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2010/6731 E., 2010/7891 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Haziran 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
767 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Davacı Türkiye Elektrik Kurumu A.Ş Genel Müdürlüğü vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve diğerleri aleyhine 20/06/2005 gününde verilen dilekçe ile alacak istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 19/11/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili ile davalı ... vekili taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının tüm, davalılardan ...’in aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmedir.
2-Davalılardan ...’in diğer temyiz itirazına gelince; dava, haksız eylem nedeniyle ölenin yakınlarına ödenen tazminatın, olayda kusurlu bulunan davalılardan rücu yolu ile alınması istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; davacı ile davalılardan ... tarafından temyiz olunmuştur.
Yerel mahkemece verilen 21.12.2006 günlü ilk karar Dairemizce, davalılardan ...’in %5, diğer davalı ...’in ise kendi kusuru oranında sorumlu tutulması gerekeceği gerekçesiyle bozulmuştur.
Davacı, davalı şirkete karşı açtığı asıl davada, %35 oranda kusurlu olan davalı şirketin 183.962.668.100 lira ile sorumlu tutulmasını; birleştirilen 2005/453 Esas sayılı davada ise gerçek kişi olan diğer davalıların toplamı %15 olan kusur oranına düşen 78.841.143.472 liranın da davalı şirket ile diğer gerçek kişi davalılardan alınmasını istemiştir.
Davalılardan ... olayda %5 kusurlu bulunduğuna ve birleştirilen davada istenen tazminat tutarı da 78.841.143.472 lira olduğuna göre adı geçen davalının bu tutarın % 5'i olan 3.942,05 TL (3.942.057.173 lira) ile sorumlu tutulması gerekirken toplam isteğin %5' oranında sorumlu tutulmuş olması doğru değildir.
Diğer yandan, istemin tümünden sorumlu tutulan diğer davalı ... Elektrik İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd Ş hakkında verilen karar adı geçen tarafından temyiz edilmeyerek kesinleşmiştir. Davalılar, aynı zarardan kusurları oranlarında sorumlu olduklarından, davalı şirketin kesinleşen tazminatı ödemesi durumunda davacının karşılanmayan zararı kalmayacaktır. Bu nedenle, alacağın kesinleşen tutarı yönünden çifte ödemeye (tahsilde tekerrüre) yol açmayacak biçimde karar verilmesi gerekir.
Yerel mahkemece açıklanan olgular gözetilmeyerek, davalılardan ...'in 13.140,19 TL tazminat ile sorumlu tutulmuş olması ve çifte ödemeye yol açmayacak biçimde karar verilmemiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekirse de belirlenen bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası'nın 438/son maddesi gereğince, davalılardan ...'in çifte ödemeye yol açılmayacak biçimde 3.942,05 TL tazminat ile sorumlu tutulması suretiyle, kararın düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
KARŞI OY YAZISI
Dava, davacının dava dışı kişilere ödediği tazminattan dolayı kusurları oranında davalılar ... Ltd. Şti, şirket çalışanı ve sorumlusu ... ve şirket çalışanı ... aleyhine açmış olduğu rücu davasıdır.
Yerel mahkeme, davalılardan şirket ile şirket sorumlusu ... haklarındaki davayı kabul etmiş, şirket çalışanı ... hakkındaki davayı ise şirket kusursuz sorumludur gerekçesi ile reddetmiştir.
Davalılardan ... Ltd. Şti'nin tüzel kişilik olarak taraf olma sıfatı vardır. Dolayısıyle şirket kendisi adına dava açabileceği gibi, kendisine karşıda dava açabilir. Yerel mahkemenin davalı şirketi sorumlu tutması doğru ve usule uygundur. Ancak, yerel mahkeme usule uygun ve doğru olarak davalı şirket çalışanı olan ... hakkındaki davayı reddettiği halde, yine şirket çalışanı ve sorumlusu olan diğer davalı ... hakkındaki davayı taraf ehliyeti olmadığı halde kabul etmesi doğru değildir. Karar bu yönden kendi içinde çelişkilidir.
Zira, tüzel kişi olarak davalı şirketin davalı sıfatı olduğu için, tüzel kişinin ortaklarının, (üyelerinin) idareci olan gerçek kişilerin ve şirket çalışanlarının şirketten ayrı davalı sıfatları olmadığından bu kişilere karşı dava açılamaz. Çünkü, zarar verme eyleminde bunların kusurları olsa dahi, bu kusurlar tüzel kişi olarak davalı olma sıfatı olan davalı şirketin kusurunu oluşturur.
Somut davamızda da, davalılardan ... hakkındaki dava taraf ehliyeti olmadığı için husumetten reddedilen şirket çalışanı olan ... gibi davalı şirketin çalışanı ve sorumlusu olduğu için şirketten ayrı olarak davalı sıfatı olamayacağından onun hakkındaki davanında husumetten reddedilmesi gerektiği düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluğun kararı düzelterek onama düşüncelerine katılmıyorum. 28/06/2010
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2010/6731, K. 2010/7891, 28 Haziran 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama