KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2010/7005 E., 2011/7772 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Temmuz 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
333 kelime·2 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı S.S. ... ... Konut ... Kooperatifi ve diğerleri aleyhine 01/08/2008 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 24/12/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Davalı S.S. ... ... Konut ... Kooperatifine yönelik temyiz yönünden:
Dava, haksız haciz ve yurtdışına çıkış yasağı konulmasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; karar, davalılar vekilleri tarafından temyiz olunmuştur.
Davacı, kendisinin borçlu kooperatif yönetim kurulu üyesi, kooperatif üye veya yetkilisi olmadığı halde, sahte imza ve belgelerle kooperatif evraklarında yetkili gösterilerek, kooperatif borçlarından dolayı haciz işlemine ve yurtdışına çıkış yasağına muhatap olduğunu belirterek uğradığı zararın tazminini istemiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden davacının 05/05/2006 tarihinde ... Asliye Hukuk Mahkemesinde S.S. ... ... Konut ... Koop. aleyhine, kooperatif yetkilisi olmadığının ve borçlu olmadığının tespiti istemi ile dava açtığı ve bu davanın halen derdest bulunduğu anlaşılmaktadır. Eldeki dosyayı etkileyecek olması nedeniyle anılan davanın sonucu beklendikten sonra bir karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.
2-Davalılar ... ve ...’nün temyiz itirazına gelince:
Davacı, davalılar ... ve ...’nce, diğer davalının vergi borcu nedeniyle haciz işlemi ve yurt dışı yasağına maruz kaldığını iddia etmiştir.
Bu haliyle davacının isteği idari bir işleme dayanmaktadır. İdari makamların kamu hukuku kuralları içinde gerçekleştirdikleri işlemlere karşı ise adli yargı yerinde dava açılamaz. Bu nitelikteki davaların 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü kanunun 2. maddesine göre idari yargı yerinde (Vergi mahkemesinde) açılması gerekir. Mahkemelerin görevi hususu kamu düzenine ilişkin bulunduğundan taraflarca ileri sürülmese dahi mahkemece resen gözetilmelidir. Bu nedenlerle dava dilekçesinin görev nedeniyle reddine karar verilmelidir. Mahkemece bu yön üzerinde durulmadan işin esası hakkında hüküm kurulmuş olması bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2010/7005, K. 2011/7772, 4 Temmuz 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama