KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2010/7066 E., 2011/8038 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Temmuz 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
508 kelime·3 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalılar ... ve diğerleri aleyhine 18.09.2009 gününde verilen dilekçe ile kişilik haklarına saldırı nedeniyle tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 16.02.2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, kişilik haklarına saldırı nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece dava reddedilmiş, kararı davacı temyiz etmiştir.
Davacı, davalı Cumhuriyet Savcıları tarafından hazırlanan ve kamuoyunda "Ergenekon" adıyla bilinen soruşturmada şüphelilerden olmadığını, buna rağmen soruşturmada şüpheli olan kişilerden biri hakkında verilen dinleme ve kaydetme kararı gereğince kendisinin telefon konuşmalarının da dinlenerek deşifre edildiğini ve iddianameye eklendiğini böylece kişilik haklarına saldırıldığını belirterek manevi tazminat istemiştir.
Davalılar, davacının konuşmalarında geçen sözler nedeniyle konuşmaların iddianameye eklendiğini, şüpheli görülen konuşma nedeniyle bu konuşmaların delil olarak kullanılıp kullanılmayacağına ceza mahkemesinin karar vermesi gerektiğini, konuşmaların yargı kararına dayalı olarak dinlendiğini ve yargısal faaliyetlerine ilişkin eylem nedeniyle sorumlu tutulamayacaklarını savunmuşlardır.
Yerel mahkeme, davalıların hukuka aykırı eylem ve işlemleri olmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir.
"Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin" 6110 sayılı Yasa 14/02/2011 günlü Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.
Bu yasa ile 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'na 93/A maddesi eklenmiş olup, buna göre "Hakim ve savcıların bir soruşturma kovuşturma veya davayla ilgili olarak yaptıkları işlem, yürüttükleri faaliyet ve verdikleri her türlü kararlar nedeniyle ancak Devlet aleyhine dava açılabileceği, kişisel kusur, haksız fiil veya diğer sorumluluk sebeplerine dayanılarak da olsa hakim ve savcı aleyhine tazminat davası açılamayacağı, hakim ve savcıların bir soruşturma, kovuşturma veya davayla ilgili olarak yaptıkları işlem,
yürüttükleri faaliyet veya verdikleri her türlü kararlar nedeniyle devlet aleyhine açılacak tazminat davaları ile rücu davalarında bu madde hükümleri; bu maddede hüküm bulunmayan hallerde ise ilgisine göre Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile Ceza Muhakemeleri Kanunu hükümleri uygulanır" hükmü getirilmiştir.
Aynı Yasa'nın 14. maddesi ile HUMK'nun 573. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi "Hakimlerin yargılama faaliyetlerinden dolayı aşağıdaki sebeplere dayanılarak Devlet aleyhine tazminat davası açılabilir" şeklinde
düzenlenmiş, Geçici 2. maddede ise "6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu yürürlüğe girinceye kadar HUMK 573. maddesindeki sebeplere dayanılarak açılacak tazminat ve rücu davalarında a- Hakimlerin bir soruşturma, kovuşturma veya davayla ilgili olarak yaptıkları işlem, yürüttükleri faaliyet veya verdikleri her türlü kararlar nedeniyle Devlet aleyhine açılan tazminat davası, Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde açılır ve ilk derece mahkemesi sıfatıyla görülür" (2) hakimler ve Savcılar Kanunu'na eklenen 93/A maddesi ile HUMK'nun bu kanunla değiştirilen 573. maddesi hükümleri bu kanun yürürlüğe girdiği tarihte a-görülmekte olan davalar,
b-kesinleşmemiş hükümler c-miktar veya değeri itibariyle temyiz ve karar düzeltme yoluna gidilemediği için kesinleşen hükümler bakımından da uygulanır ve davaya Devlet aleyhinde devam olunur" hükmünü getirmiştir.
Şu durumda Cumhuriyet Savcısı olan davalılar aleyhinde yürüttükleri bir soruşturma nedeniyle düzenledikleri iddianameden dolayı açılan tazminat davasında karar gününden sonra yapılan yasal değişiklikler uyarınca yeni bir değerlendirme yapılarak, varılacak sonuca göre hüküm verilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2010/7066, K. 2011/8038, 6 Temmuz 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama