KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2010/8493 E., 2011/9669 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Eylül 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Dahili davalılar
- 2-... 3-... VEKİLİ AVUKAT ...
- İhbar edilen
- ... ... SİGORTA A.Ş
Karar Metni
276 kelime·1 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve diğerleri aleyhine 16/03/2007 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 15/12/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dava, sahte belgelerle araç satışı nedeni ile uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece istem reddedilmiş; karar, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Noter huzurunda yapılan alım satım sözleşmesi sonucu zarar gören davacı, satış işlemini yapan davalı noterin zarardan sorumlu olduğunu iddia etmiştir.
Mahkemece, araç satişına dayanak alınan evraklar dosya arasına alınmış, dava dışı satıcının satış işlemlerine esas olmak üzere notere ibraz ettiği sürücü belgesi ve araç ruhsatına istinaden satış işlemi yapılmış, sözü geçen belgeler incelendiğinde; satıcı, dava dışı kişinin araç ruhsatında doğum yerinin "İstanbul", nüfusa kayıtlı ilçenin "Akçaabat" olarak yazıldığı halde; doğum yerinin sürücü belgesinde "Trabzon", nüfusa kayıtlı olduğu ilçe ise "Akçaabant" olarak yazıldığı görülmüştür.
Buna göre satışa esas alınan belgelerin sahteliği bir bilirkişi incelemesine muhtaç olmayacak kadar açıktır. Evrak davanın her iki tarafı içinde iğfal kabiliyetini haiz değildir. Hal böyle iken dava dışı üçüncü kişinin kusuru nedeniyle davalı noterin eylemi ile zarar arasında illiyet bağının olmadığını kabul etmek doğru değildir.
Mahkemece satış işleminde davanın her iki tarafının da müterafık kusuru olduğu kabul edilip zarar kapsamının tespit edilmesi gerekir iken; davanın reddine karar verilmesi doğru bulunmamış, temyiz olunan kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2010/8493, K. 2011/9669, 27 Eylül 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama