KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2010/9100 E., 2011/10728 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Ekim 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
309 kelime·2 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 06/04/2009 gününde verilen dilekçe ile maddi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 18/02/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Davacı, satın aldığı taşınmaz üzerindeki binanın dava dışı önceki malik tarafından verilen talimat üzerine davalı tarafından kullanılmaz hale getirildiğini belirterek uğradığı kira kaybı zararı ile bina hasarı zararını istemiştir.
Davalı, önceki malik tarafından verilen talimat üzerine ücret karşılığında binayı yıktığını, kusurunun olmadığını belirterek haksız ve yersiz açılan davanın reddini savunmuştur.
Yerel mahkemece, davalının mala zarar verme kastının olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karar, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya kapsamından; üzerinde 3.sınıf (A) gurubu yapılardan olan tek katlı briketten yapılmış binanın bulunduğu taşınmazı davacının 24/12/2008 tarihinde dava dışı önceki maliklerden satın aldığı, önceki maliklerden olan dava dışı ...’nun talimatı üzerine davalı tarafından ücret karşılığı 11/2/2009 tarihinde yıkılmaya çalışılırken emniyet görevlileri tarafından tutanak tutulduğu ve binanın 1 odasının tamamen yıkıldığı, 1 odasının ise tavan ve duvarları dışında tahrip edildiğinin tespit edildiği anlaşılmaktadır.
Davalı hakkında mala zarar vermek nedeniyle yapılan soruşturmada; metruk durumdaki binanın 3. kişilere zarar vermemesi için önceki malikin talimatı üzerine ücret karşılığı davalı ... Kılıç tarafından yıkıldığı belirtilerek suç kastının bulunmaması nedeniyle takipsizlik kararı verilmiştir.
Davaya konu taşınmazın, üzerindeki bina ile birlikte davacı tarafından satın alındığı ve satım tarihinden sonra bu hususu bilen davalı tarafından taşınmazın tahrip edildiği anlaşılmaktadır. Davalının suç kastının bulunmaması tazmin yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Şu halde, zarar kapsamı belirlenerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle istemin reddine karar verilmiş olması doğru değildir. Bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2010/9100, K. 2011/10728, 19 Ekim 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama