KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2010/9203 E., 2011/13078 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Aralık 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
581 kelime·3 dk okuma
Davacı ... ve diğerleri vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve diğerleri aleyhine 24/09/2007 gününde verilen dilekçe ile ölümlü trafik kazasına dayalı maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 15/12/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacılar vekili ile davalı ... taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davacıların diğer temyiz itirazlarına gelince:
Dava, ölümlü trafik kazasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacılar ve davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Zarara neden olan kazaya karışan araç, trafikte davalı ... Finans Kurumu AŞ. adına kayıtlıdır. Davacı, bu kaydı esas alarak davasını işleten sıfatıyla ona yöneltmiştir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 3. ve 19. maddeleri hükümlerine göre trafik kaydı “işleteni” kesin olarak gösteren bir karine değilse de, onun kim olduğunu belirleyen güçlü bir kanıt niteliğindedir.
Ancak trafik kaydına rağmen işletenliğin üçüncü kişi üzerinde bulunmasını engelleyen bir yasa hükmü yoktur. İşletenlik trafik kaydı adına olan kişiden mülkiyeti muhafaza kaydı ile satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süre ile kiralanması, ariyeti veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişiye geçmiş olur. Bu bakımdan işletenliğin kayda rağmen başkasına geçmiş bulunduğu her zaman ispatlanabilir.
Fakat bu konuda getirilecek delillerin üçüncü kişileri bağlayabilecek nitelikte ve güçte olması, özellikle zarara uğrayanların haklarını ihlal edecek bir sonuç yaratmaması şarttır. Zarar gören kişi davasını açmadan önce işletenliğin trafik kaydında adı yazılı kişiden başkasına satış yoluyla bile olsa geçmiş olup olmadığı konusunda bir araştırma yapmakla yükümlü kılınamaz. Olağan olanı, husumetin trafik kaydında adı yazılı kişiye yöneltilmesidir.
Nitekim, davacı da mevcut kayda dayanarak bu davayı davalı ... Finans Kurumu AŞ aleyhine açmış ve onun işleten olmadığı ancak sunulan ve getirtilen delillerle belirlenmiştir. Bu nedenle, davalı aleyhine bu davanın açılmasında davacının bir kusuru bulunmadığından davanın husumet yönünden reddi üzerine kayıt maliki davalı yararına avukatlık ücreti yükletilmesi doğru görülmemiş kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3-Davalının diğer temyiz itirazlarına gelince:
a)Davalının yargılandığı ceza dosyasında Adli Tıp Kurumu ... Grup Başkanlığı Trafik İhtisas Dairesinin 21.06.2007 tarihli raporu ile ölen ve davalı sürücü kusurlu bulunmuş, eldeki davada talimatla alınan 17.08.2008 tarihli bilirkişi heyet raporunda ise ölen asli ve tam kusurlu, davalı sürücü kusursuz bulunmuştur.
Kusur raporlarında oluşan bu çelişki nedeniyle mahkemece 16.04.2009 tarihli oturumda çelişkinin giderilmesi için dosyanın Adli Tıp Kurumu Başkanlığına gönderilmesine karar verilmiştir. Ancak, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için alınan rapor, çelişkili raporlardan birini düzenleyen Adli Tıp Kurumu ... Grup Başkanlığı Trafik İhtisas Dairesinden alınmıştır.
Şu halde, kusur raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi için ...’da bulunan Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden veya ayrı bir bilirkişi heyetinden raporlar arasındaki çelişki de açıklattırılarak rapor alınması ve tespit edilecek kusur raporuna göre maddi ve manevi tazminat miktarları belirlenmelidir. Kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
b-Dosya içerisinde bulunan SGK ... İl Müdürlüğü’nün cevabi yazılarından davacılara desteğinin ölümü nedeniyle maaş bağlandığı ve peşin değerinin hesaplandığı anlaşılmaktadır. Davacılara bağlanan aylıkların rücuya tabi olup olmadığı ilgili kurumdan sorulmalı ve rücuya tabi ise peşin sermaye değerleri hesaplanan maddi tazminattan düşülmelidir. Mahkemece bu yönün gözetilmemiş olması da kararın bozulmasını gerektirmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2010/9203, K. 2011/13078, 7 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama