KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2010/9492 E., 2010/12977 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Aralık 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
910 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Davacı ... (kendisine asaleten ... ...'a velayeten) vekili Avukat ... tarafından, davalı ... Turizm Oto. San ve Tic. AŞ ve ... aleyhine 26/05/2009 gününde verilen dilekçe ile trafik kazası nedeniyle desteğin ölümünden dolayı uğranılan manevi zararın ödetilmesinin istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda.
Mahkemece davalı şirket hakkındaki davanın husumet nedeniyle reddine, öteki davalı hakkındaki davanın kısmen kabulüne ilişkin 04/03/2010 günlü kararın Yargıtay’da duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili, duruşmasız olarak incelenmesi de davalı ... vekili taraflarından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 14/12/2010 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacılar vekili Avukat ... ... geldi, karşı taraftan davalılar adına gelen olmadı.
Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra tarafa duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Davacıların öteki temyiz itirazlarına gelince: a)Davacılar, davalı şirkete ait aracın çarpması nedeniyle desteğin yaşamını yitirdiğini belirterek uğradıkları zarardan davalı şirketin araç sahibi olarak sorumlu tutulmasını istemişlerdir.
Davalılardan ... Turizm Otomotiv Sanayi ve Ticaret AŞ ise, filo kiralama işi yaptığını, kazaya karışan aracı da 36 ay süre ile ... ... İlaç Sanayi ve Ticaret AŞ'ye kiraya verdiğini, aracın işleteni olmadığını belirterek davanın husumet yönünden reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.
Yerel mahkemece işleten sıfatının bulunmadığı gerekçesiyle davalılardan ... Turizm Otomotiv Sanayi ve Ticaret AŞ hakkındaki davanın husumet yönünden reddine, diğer davalı ...'un ise sorumlu tutulmasına karar verilmiştir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 3 ve 19. maddelerine göre trafik kaydı “işleteni” kesin olarak gösteren bir belirti (karine) değilse de, onun kim olduğunu belirleyen güçlü bir kanıt niteliğindedir. Ancak, trafik kaydına rağmen işletenliğin üçüncü kişi üzerinde bulunmasını engelleyen bir yasal düzenleme de yoktur.
İşletenlik, trafik kaydı adına olan kişiden mülkiyeti muhafaza kaydı ile satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süre ile kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişiye geçmiş olur. Bu bakımdan işletenliğin kayda rağmen başkasına geçmiş bulunduğu her zaman kanıtlanabilir.
Fakat bu konuda getirilecek kanıtların üçüncü kişiler yönünden bağlayıcı nitelikte ve güçte olması, özellikle zarara uğrayanların haklarını ortan kaldıracak (halele uğratacak) bir sonuç yaratmaması gerekir.
Öte yandan, Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası’nın 299. maddesinde yer alan düzenlemeler, birbiriyle hiç bağlantısı bulunmayan, birbirine karşı tam anlamıyla üçüncü kişi durumunda bulunan kişiler hakkında uygulama alanı bulamaz. Çünkü haksız eylem nedeniyle zarar gören kişi, üzerinde işletenlik niteliği bulunmayan kişinin hukuki ardılı değildir.
Ancak, özellikle trafik olaylarına karışan araçların oluşturdukları zararların ödetilmesini olanaksız bırakmak için olaydan sonra danışıklı (muvazaalı) olarak eski tarihle düzenlenen sözleşmelerde, üçüncü kişi durumunda bulunan zarar görenlerin, zarara uğramasını önlemek amacıyla bu gibi belgelerin onlara karşı sonuç doğurabilmesi için sözü edilen maddede öngörülen koşulların benzetme yolu ile (kıyasen) aranması hak ve adalete uygun düşmektedir.
Yargıtay'ın uzun yıllardan beri uygulaması bu doğrultudadır.
Dava konusu olayda davalı; aracını, başka bir kişinin kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiğini ve araç üzerinde eylemli kullanımı (tasarrufu) bulunduğunu geçerli kanıtlarla kanıtlamış değildir. Dava konusu olayda, kazayı yapan 34 EU 3336 plakalı aracın, trafik sicilinde davalı şirket adına kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır. Davalı Şirket, adına kayıtlı olup sahibi olduğu bu aracı uzun süreli kiraya verdiğini, işleten sıfatının kendisinde bulunmadığını savunmuş ve bu savunmasına dayanak olarak da adi yazılı kira sözleşmesi ve faturalar sunmuş ise de, bu savunmayı kanıtlama yönünde sunulan belgeler her zaman düzenlenmesi mümkün adi yazılı belgelerden olup davalı şirketin işleten olmadığının kabulü için yeterli bulunmamaktadır.
Yerel mahkemece açıklanan olgular gözetilerek, işin esası incelenip varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, davalı Şirket hakkındaki istemin husumet yönünden reddedilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
b)Yargı harçları, 492 sayılı Harçlar Yasası'nda düzenlenmiş olup anılan Yasa'nın 2/1 ve 15. maddeleri gereğince yargı harçları, (1) sayılı tarifede yazılı işlemlerden değer ölçüsüne göre nispi, işlemin türü ve niteliğine göre maktu olarak alınır. (1) Sayılı Tarife'nin A/III ve izleyen maddeleri gereğince karar ve ilam harcı; konusu belli bir değer ile ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi durumunda, kabul edilen değer üzerinden nispi, istemin tümden reddedildiği durumlarda ise maktu olarak alınır. Tarifede yer alan düzenlemeler gereğince karar ve ilam harcı, kabul edilen tutar üzerinden belirlenip davada haksız çıkan tarafa yükletilir. Davanın kabul ve ret oranına göre taraflar arasında paylaştırılamaz.
Yerel mahkemece, davacılardan peşin alınan ve kabul edilen tutar üzerinden hesaplanan karar harcından düşülen 2.700,00 TL peşin harcın tamamının davalı yandan alınıp davacı yana verilmesi gerekirken; davanın kabul ve ret oranına göre taraflar arasında paylaştırılmış olması doğru olmadığından karar bu nedenle de bozulmalıdır.
3-Davalılardan ...'un öteki temyiz itirazına gelince; karar gününde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 10/2. maddesi uyarınca manevi tazminat isteğinin bir bölümünün reddedildiği durumlarda, karşı taraf yararına Tarife'nin üçüncü kısmına göre takdir olunacak ücret, davacı yararına takdir olunan ücreti geçemez.
Yerel mahkemece, açıklanan bu düzenlemeye aykırı olarak davalılardan Gökhan Bulut yararına az avukatlık ücreti takdir edilmiş olması ayrı bir bozma nedenidir.
KARŞI OY YAZISI
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün onanması görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun bozma kararına katılmıyorum. 14/12/2010
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2010/9492, K. 2010/12977, 14 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama