KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2010/9779 E., 2010/10497 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Ekim 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
388 kelime·2 dk okuma
Davacı ... ve diğerleri vekili Av. ... tarafından, davalı ... aleyhine 27/05/2005 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 15/12/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacılar ve davalı vekilleri taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalı-karşı davacı ... İşletmesi Genel Müdürlüğü'nün tüm, davacı-karşı davalıların asıl davaya yönelik temyiz itirazlarının reddiyle asıl davada verilen kararı onanmalıdır.
2-Davacı-karşı davalıların karşı davaya yönelik temyiz itirazlarına gelince; asıl dava, tren çarpması nedeniyle desteğin ölümünden dolayı uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi; karşı davada ise, dava konusu kaza nedeniyle tren seferinin ertelenmesinden dolayı uğranılan işletme zararının ödetilmesi istenmiştir. Yerel mahkemece asıl ve karşı davalardaki istemlerin birer bölümü kabul edilmiş; karar, taraflarca temyiz olunmuştur.
Zamanaşımı, bir istek ve dava hakkının yasada belirtilen süre içinde kullanılmaması durumunda, usul hukukunca öngörülen biçimde ileri sürülmek koşuluyla, borçluya borcunu ödememe olanağı veren bir hukuki savunma yoludur.
Zamanaşımı savunması (def'i), süresinde ve yöntemine uygun biçimde ileri sürüldüğünde işin esasının incelenmesine geçilmez ve bu savunma, Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası’nın 222 ve izleyen maddeleri gereğince ön sorun (hadise) biçiminde incelenip karara bağlanır, zamanaşımının gerçekleştiği sonucuna varılırsa dava salt bu nedenle reddedilir. Zamanaşımı savunması, ilk itiraz niteliğinde olmadığından esasa yanıt süresi geçtikten sonra da ileri sürülebilir.
Yanıt süresi içinde ileri sürülmeyen zamanaşımı savunmasına karşı davacının savunmanın genişletildiğini ileri sürerek karşı koyma hakkı vardır.
Dava konusu olayda; karşılık davanın davalıları yasal süre geçtikten sonra yanıt vererek zamanaşımı savunmasında bulunmuşlardır. Karşılık davanın davacısı ise, zamanaşımı savunmasını kabul etmediğini bildirmiş ancak zamanaşımı savunmasının süresinde yapılmadığını öne sürmemiş ve böylece savunmanın genişletilmesine izin vermiştir. Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilerek, karşı davaya yönelik zamanaşımı savunması konusunda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmeden, karşı dava yönünden de işin esasının incelenmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2010/9779, K. 2010/10497, 18 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama