KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2010/9870 E., 2011/12745 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Kasım 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
352 kelime·2 dk okuma
Davacı Dilek İbali vd. vekili Avukat ... tarafından, davalı ...Ş. aleyhine 19/09/2008 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 15/06/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davalının diğer temyiz itirazına gelince:
Dava, elektrik çarpması nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir.
Yerel mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karar, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Desteğin annesi ve babası olan davacı ... ve ... , oturdukları eve 6,5 metre yakınlıkta bulunan elektrik nakil hattından sarkan tele temas etmesi sonucu ölen 25 yaşındaki çocukları ... nedeniyle uğradıkları maddi ve manevi zararın ödetilmesini istemiş, diğer davacılar ise kardeşlerinin ölümü nedeniyle uğradıkları manevi zararın ödetilmesini istemiştir.
Dosya içerisinde bulunan bilgi ve belgelerden; köyün en son elektrik nakil hattından davacıların evine 6,5 metre uzaklıkta bulunan telefon direğine elektrik hattı çekildiği ve bu durumun kaçak kullanıma yönelik uygulama niteliğinde olduğu, desteğin, telefon direğinden sarkan ve yere 60-70 cm yükseklikteki çıplak alüminyum tele teması sonucu öldüğü, olay öncesinde ölüme neden olan direğin mevcut tehlike arzeden durumu ile telin kopuk olduğu davacı tarafça bilindiği ancak yeterli önlemin alınmadığı, konu hakkında davalı kuruma bildirimde de bulunulmadığı anlaşılmaktadır.
Davacıların, olayın oluşum biçimi ile muhtemel tehlike durumunu gözeterek davalı kuruma bildirimde bulunmamakla zararın doğumunda ihmallerin olduğu diğer bir ifadeyle müterafik (bölüşük) kusurlarının bulunduğu anlaşılmaktadır. Şu halde hüküm altına alınan maddi ve manevi zarar tutarından Borçlar Kanunu'nun 44. maddesi uyarınca uygun bir indirim yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken açıklanan hususlar tartışılmadan davalı kurumun tam kusurlu olduğu gözetilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir. Bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2010/9870, K. 2011/12745, 30 Kasım 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama