KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2011/10689 E., 2012/14716 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Ekim 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
398 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... Elektrik Üretim A.Ş. aleyhine 19/01/2010 gününde verilen dilekçe ile maddi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 23/05/2011 günlü kararın Yargıtay’ca duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne ve tebligat gideri verilmediğinden duruşma isteminin reddine karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışına kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davalının diğer temyiz itirazlarına gelince; dava, haksız fiilden kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. Maddi tazminat talebi ıslah edilen miktar üzerinden kabul edilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmamış, ancak davacı vekili 26/04/2011 tarihli ıslah dilekçesi ile fazlaya ilişkin olarak 12.000,00 TL maddi tazminat talebinde bulunmuştur. Fazlaya ilişkin talep hakkı saklı tutulmadan açılan maddi tazminat davalarında davacının fazlaya ilişkin haklarından feragat etmiş olduğunun kabulü gerekir.
Hukuk Genel Kurulunun 14/04/2004 tarih ve 2004/200-227 sayılı kararında “Feragat iradesi ister zımni, isterse açık şekilde ortaya konulmuş olsun, feragat edilmiş bir hak, dava yoluyla tekrar talep edilemeyecektir. Dava yoluyla bir hak talebinde bulunulabilmesi için, o hakkın maddi hukuk bakımından mevcut olması gerekir.
Hiç var olmayan veya başlangıçta var olmakla birlikte zımni de olsa feragat nedeniyle bizzat hak sahibi tarafından ortadan kaldırılan (böylece, borçlu yönünden söndürülen) bir hak için, usul hukukunun kurum ve kuralları kullanılarak talepte bulunulması mümkün değildir.” denilmek sureti ile zımni feragatın HUMK’nun 91. maddesindeki feragatin sonuçlarını doğuracağı hükme bağlanmıştır.
Bu yön gözetilmeden talep ile bağlı kalınarak 10.000,00 TL yerine fazla miktarda tazminata hükmedilmesi doğru olmamış kararın bozulması gerekmiştir.
KARŞI OY YAZISI
1086 sayılı HUMK 83 ve devamında düzenlenen (6100 sayılı HMK 176 ve devamı) ıslah, taraflara usul işlemlerini bir sefere mahsus, kısmen veya tamamen değiştirme olanağı veren kendine özgü bir usul müessesesidir. Islah kısmi dava değildir. Eldeki dosyada davacı, bilirkişi raporuna göre netice-i talebini artırmıştır, yani kısmen ıslah talebinde bulunmuştur. Bu talep için, davalının muvafakatine gerek olmadığı gibi, ilk dava dilekçesinde fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmasına da gerek yoktur. Açıklanan nedenlerle sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum. 09/10/2012
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2011/10689, K. 2012/14716, 9 Ekim 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama