KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2011/11564 E., 2012/8646 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Mayıs 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
388 kelime·2 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat Alper ... tarafından, davalı ... ve diğeri aleyhine 16/09/2008 gününde verilen dilekçe ile sahte vekaletnamenin ve bu vekaletname ile yapılan araç satışının iptali istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 28/10/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılar ... ve ... tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, sahte vekaletnameye dayalı yapılan araç satışının iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm; davalılarca temyiz edilmiştir.
Davacı, kendi adına kayıtlı aracının davalı ... adına çıkarılmış sahte vekaletname ile davalılardan ...'e devredildiğini belirterek, sahte vekaletname ile bu vekaletnameye dayalı araç satışının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılardan ... noter huzurunda satış yapıldığından sahteciliğin ileri sürülemiyeceğini ileri sürmüş, davalı ... ise davaya cevap vermemiş, duruşmalara katılmamıştır.
Dosya arasındaki bilgi ve belgelerden; Somut olayda davalı ...'e çıkarılan ilk tebligat, tanınmadığından bahisle iade edilmiş, mahkemece aynı adrese 7201 sayılı Tebligat kanunun 35.maddesi uyarınca tebliğ yapılmıştır. Hüküm verildikten sonra gerekçeli karar aynı adrese tebliğ edilmek istenince tanınmadığından bahisle tekrar iade edilmiş, ancak davalının mernis adresi araştırıldıktan sonra tebligat yapılabilmiştir. Davalı ...'e usulüne uygun tebligat yapılmadan ve mernis adresi araştırılmadan, iade gelen adrese 7201 sayılı Tebligat kanunun 35.maddesine göre yapılan tebligat usulsüzdür.
HUMK.73.maddesi gereğince; mahkeme davalı tarafı dinlemek ve savunmasını bildirmek için kanuni şekillere uygun olarak davet etmedikçe hükmünü veremez. HMK 27. maddesine göre de hakim " Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler.
Bu hak; yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içerir. " hükmünü düzenlemektedir. Buna göre, bir davada davalı tarafa Anayasa ve kanunlar ile güvence altına alınmış olan savunma hakkını kullanma imkanı verilmelidir.
Savunma hakkını kullanma imkanının verilmesi, ona dava dilekçesinin usulüne uygun olarak tebliğ edilmesi ile olur.
Şu durumda, usulüne uygun olarak dava dilekçesi davalıya tebliğ edilmeli, savunma ve delilleri incelenerek sonuca göre karar verilmelidir. Yerel mahkemece açıklanan yön gözetilmeden, açıklama ve ispat hakkı tanınmadan yargılama yapılarak hüküm kurulması doğru olmayıp kararın bozulması gerektirmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2011/11564, K. 2012/8646, 16 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama