KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2011/13077 E., 2012/18500 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Aralık 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
409 kelime·2 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... vdl. aleyhine 18/05/2009 gününde verilen dilekçe ile rucüen tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda.
Mahkemece davanın kabulüne dair verilen 17/03/2011 günlü kararın Yargıtay’da duruşmalı olarak incelenmesi davalı ... tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 04/12/2012 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı asil ... ile karşı taraftan davacı ... vekili Avukat ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı.
Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalı ...'nın aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davalı ...'nın diğer temyiz itirazlarına gelince;
Dava, MK 1007. maddesine göre ödenen zararın diğer müşterek müteselsil sorumlu durumundaki davalı tapu görevlilerinden rücuen tahsili istemine ilişkindir.
Davacı idare, İmar Kanunu 18. maddesi uygulaması sırasında oluşturulan yeni tapu kaydında eski tapu malikine hisse verilmesi gerekirken verilmeyip ilgisiz ... adına tescil işlemi yapılması ve sonrasında taşınmazın üçüncü kişiye geçmesi nedeniyle uğranılan zararı, dava dışı zarar görenin açtığı dava sonunda ödediğini belirterek ödediği tutarı olayda sorumluluğu bulunan Tapu Sicil Müdürü ve Müdür Yardımcısı olan davalılardan rücu yoluyla istemiştir. Yerel mahkemece istemin kabulüne dair verilen kararda, davalılar müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmuştur.
Eldeki dava rücu davası olup, bu tür davada, aynı zararlı sonucun doğmasına birlikte sebep olan müşterek-müteselsil sorumluların kendi iç ilişkilerindeki durum değerlendirilerek tazminatın aynı zarardan sorumlu müteselsil borçlular arasında paylaştırmasında bütün durum ve koşullar, özellikle onlardan her birine yüklenebilecek kusurun ağırlığı ve yarattığı tehlikenin yoğunluğu gözetilmelidir.
Yerel mahkemece, her bir müşterek müteselsil sorumlunun sorumluluk oranı ile bu orana isabet eden tutar belirlenerek ayrı ayrı sorumluluklarına karar verilmesi gerekirken davalıların müştereken ve müteselsilen sorumluğuna karar verilmiş olması doğru değildir.
Öte yandan, davacı idarenin davalılara yeterli eğitim vermediği ve denetimde yetersiz kaldığı anlaşılmakla birlikte zararlı sonucun ortaya çıkmasına neden olan yanlış tescil işleminin 1988 yılında yapılan imar uygulaması sırasında olduğu, o dönem itibariyle tapu kayıtlarındaki takip işlemlerinin fiziki zorluğunun bulunduğu da gözetildiğinde toplam zarar tutarından Borçlar Kanunu 43-44. maddesi uyarınca uygun miktarda bir indirim yapılması gerekirken bu hususun gözetilmemiş olması doğru değildir.
Bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2011/13077, K. 2012/18500, 4 Aralık 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama