KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2011/13191 E., 2011/12736 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Kasım 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
476 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki manevi tazminat davasından dolayı yerel mahkemece verilen gün ve sayısı yukarıda yazılı kararın; Dairemizin 30/05/2011 gün ve 2010/6484-2011/6078 sayılı ilamıyla bozulmasına karar verilmiştir. Süresi içinde davalı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla HUMK’nun 440-442. maddeleri uyarınca tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, haksız eylem nedeniyle kişilik haklarına saldırıdan dolayı uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir.Yerel mahkemece istem reddedilmiş, davacı vekilinin temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuş ve davalı vekili kararın düzeltilmesini istemiştir.
Davacı, öldürülen ... ailesinin avukatı olan davalının, bir televizyon kanalının 20.01.2007 günlü haber bülteninde yayımlanan açıklamasında söylediği sözlerin kişilik haklarına saldırı oluşturduğunu belirterek, davalının manevi tazminat ile sorumlu tutulmasını istemiştir.
Davalı ise, ...'i tanımadığını belirten davacının, Türklüğe hakaret ile ilgili davada katılan olarak yer aldığını, davacı ve ekibinin azınlıklar ile Türk saymadıkları vatandaşları vatana ihanetle suçladıklarını, azınlıkları hedef gösterdiklerini, kışkırtıcı eylem ve söylemleri nedeniyle ülkede üzücü cinayetler işlendiğini, bunların eleştirilmesinin anayasal bir hak olduğunu, savunma avukatı olarak görevi gereği eleştiri hakkını kullandığını, davacıya hakaret etmediğini ileri sürerek, istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.
Yerel mahkemece, avukat olan davalının söylediği sözlerin, vekil edenini korumak amacıyla, savunma sınırları içerisinde kalınarak söylendiği, davacıya yönelik olmadığı, davacının kişilik haklarına saldırıda bulunulmadığı gerekçesiyle istem reddedilmiştir.
Dairemizce "...uğursuz bir isim..." biçimindeki sözlerin kişilik haklarına saldırı oluşturduğu benimsenerek, davacı yararına uygun bir tutarda manevi tazminat takdir edilmesi gerekçesi ile karar bozulmuştur.
Avukat olan davalı ...'in vekili olduğu gibi öldürülmesinden sonrada ailesinin avukatlığını üstlenmiştir.Diğer yandan; davaya konu yayınların bütünü itibariyle, davalının, kamu oyunda geniş yer tutan ... cinayeti ile ilgili görüşlerini ve değer yargılarını bildirdiği görülmektedir.Konu ile ifade arasında düşünsel bağlılık anlamında; salt "...uğursuz bir isim.. " şeklindeki kullanım biçimi, küçük düşürücü nitelikte sayılamaz.Ne yasal olarak,ne de yerleşik ve genel kabul görmüş değer yargıları itibariyle, öznel yorumlar ile küçük düşürme amacının görünümü olarak nitelendirilemez.
Böylesi bir kullanım; belki, meslek etiği açısından olumsuz olarak değerlendirilebilir ve fakat hukuka aykırılık anlamında kişilik haklarının ihlali olarak kabul edilemez. Bu ifadeler devam eden adli takibat sırasında hukuki temsilci sıfatıyla hareket eden davalı tarafından ifade edilmiş ve bu takibatla ilişkili özel bir bağlamda ortaya konmuş değer yargılarıdır. AİHM kararlarına göre bu şekilde değer yargıları kişisel saldırı oluşturmaz.
Bu nedenle davalının karar düzeltme istemi HUMK'nun 440-442. maddeleri uyarınca kabul edilmeli, bozma kararı kaldırılmalı ve karar gösterilen nedenlerle onanmalıdır.
KARŞI OY YAZISI
Temyiz ilamında bildirilen gerektirici nedenler karşısında Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun değişik 440. maddesinde sayılan nedenlerden hiç birine uygun olmayan karar düzeltme isteğinin reddine karar verilmesi gerektiğini düşündüğümden çoğunluk görüşüne katılmıyorum. 30/11/2011
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2011/13191, K. 2011/12736, 30 Kasım 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama