KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2011/13781 E., 2011/12052 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Kasım 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
594 kelime·3 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 01/12/2010 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın zamanaşımı nedeni ile reddine dair verilen 08/07/2011 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, haksız eylem nedeni ile kişilik haklarına saldırıdan dolayı uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istem zamanaşımı nedeni ile reddedilmiş; karar, davacı tarafından temyiz olunmuştur.
Davacı, davalının kendisine yönelik iftira suçundan yargılandığını, Osmancık Asliye Ceza Mahkemesinin 2003/232 Esas sayılı dosyasıyla yapılan yargılama sırasında davaya müdahil olarak manevi tazminat isteminde bulunduğunu, davalı sanığın mahkumiyetine ve 7.500 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı sanıktan ödetilmesine karar verildiğini, ancak dosyanın yeni Türk Ceza Kanunu’nun yürürlüğe girmesi nedeni ile Yargıtay C.Başsavcılığınca iade edildiği,
yeniden yapılan yargılama sonunda yine davalı sanığın mahkumiyetine ve manevi tazminat ödetilmesine karar verilmiş ise de bu kez de Yargıtay’ca hüküm tarihinden sonra yürürlüğe giren TCK 231 maddesi uyarınca değerlendirme yapılmak üzere bozulduğu, yeni yargılama sırasında ise davanın zamanaşımına uğraması nedeni ile ortadan kaldırılmasına karar verildiğini ileri sürerek kesin hükme dönüşmeyen 7.500 TL manevi tazminat isteminin davalıdan yasal faizi ile birlikte ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı cevap süresi içinde zamanaşımı definde bulunmuş olup davanın zamanaşımından reddi gerektiğini savunmuştur. Yerel mahkemece, olay tarihi üzerinden 1 yıllık ve iftira suçuna ilişkin uzamış ceza zamanaşımı süresi olan 5 yıllık sürenin dava tarihi itibari ile dolmuş bulunması ve süresi içinde zamanaşımı definde bulunulması nedeni ile davanın zamanaşımından reddine karar vermiştir. Haksız eyleme dayalı tazminat davalarında Borçlar Kanununun 60/1 maddesine göre öngörülen zamanaşımı süresi fiil ve failin öğrenilmesinden itibaren 1 yıl ve her halükarda 10 yıldır.
Somut olayda haksız eylem 27.12.2002 günü meydana gelmiş, davacı, davalı hakkında iftira suçundan Osmancık Asliye Ceza Mahkemesinde açılan kamu davasına müdahil olarak manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
765 sayılı TCK nun 38. maddesinde “…..bir şahsın veya bir ailenin şeref ve haysiyetini ihlal eden her nevi cürüm ve kabahatlerde bir güna maddi zarar vukua gelmese bile mahkeme mağdurun talebine mebni manevi zarar mukabili olarak muayyen tazminat itasında hüküm edilebilir” hükmü bulunmakta idi.
01.06.2005 günü yürürlüğe giren yeni TCK de ceza mahkemesinden şahsi hak isteminde bulunulabileceğine ilişkin bir düzenleme getirilmediğinden bu tarihten sonrası için ceza mahkemesinden şahsi hak adı ile bir tazminat istenemeyecek ise de 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun geçici 1. maddesi “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce ceza mahkemelerinde açılmış bulunan davalardaki şahsi hak talepleri,
görevsizlik kararı verilmeyerek bu mahkemelerce sonuçlandırılır” biçiminde düzenleme getirdiğinden davacının manevi tazminat istemi hakkında müdahil olduğu ceza mahkemesince bir karar verilmesi gerekecektir. Ne var ki davacının müdahil olarak manevi tazminat isteminde bulunduğu ceza davası zamanaşımı nedeni ile ortadan kaldırıldığından davacının manevi tazminat istemi hakkında bir karar verilemeden hüküm 27.09.2010 günü kesinleşmiştir.
Davacının manevi tazminat isteminde bulunduğu ceza mahkemesi dava dosyası zamanaşımına uğramamış olsa idi manevi tazminat istemi hakkında bir karar vermesi gerekeceğinden bu süre içinde davacının hukuk mahkemesinde yeni bir dava açması halinde derdest bir davanın bulunduğu ileri sürülebilecektir.
Şu durumda, davacının ceza davasının zamanaşımı nedeni ile ortadan kaldırması nedeni ile manevi tazminat istemi hakkında bir karar verilemeyeceğini öğrendiği kararın kesinleşme tarihi olan 27.09.2010 gününden itibaren 1 yıl içinde dava açmış bulunması nedeni ile davanın zamanaşımına uğradığı söylenemez. Yerel mahkemece işin esasının incelenip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken zamanaşımı nedeni ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2011/13781, K. 2011/12052, 17 Kasım 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama