KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2011/14290 E., 2012/19035 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Aralık 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
235 kelime·1 dk okuma
Davacı ... vd. vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 01/08/2006 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen 19/07/2011 günlü kararın Yargıtay’da duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle daha önceden belirlenen 11/12/2012 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine taraflardan kimsenin gelmediği görüldü, dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
Davalı ... tazminat davası sona ermeden önce ceza mahkemesinin kesinleşen kararı ile hapis cezasına mahkum olmakla yasal kısıtlılık altına girmiştir. Borçlar Kanunu'nun 35 ve 397. maddeleri hükümlerine göre aksi sözleşmeden veya işin niteliğinden anlaşılmadıkça vekalet gerek vekilin gerekse müvekkilin ehliyetinin ortadan kalkması ile son bulur. Böylece Avukat ..., ... ve ...'ın ceza kararının kesinleşmesinden itibaren davalı yasal kısıtlıyı temsil yetkisi kalmamıştır.
Bu nedenle davalı yasal kısıtlıya Türk Medeni Kanunu’nun 407. maddesi uyarınca bir vasi tayin edilip edilmediği ve aynı kanunun 462. maddesi gereğince vasinin dava açmaya izinli kılınıp kılınmadığı araştırılmalıdır. Şayet bu işlemler yapılmamışsa öncelikle bunlar tamamlattırılmalı ve sonra kararı temyiz eden avukatın vasiden alacağı vekaletnameyi ibraz etmesi istenilmelidir.
Vekaletname verilmezse, mahkeme ilamı vasiye “kanuni süre içinde vasinin mahkeme hükmünü ayrıca temyiz edebileceği, bu süre içinde temyiz hakkını kullanmadığı takdirde yetkisiz vekil tarafından yapılmış olan temyize icazet (muvafakat) vermiş sayılacağı; temyize icazet (muvafakat) vermiyorsa bunu açıkça bildirmesi gerektiği” şerhini ihtiva eden bir tebligatla tebliğ olunmalı ve sonucuna göre işlem yapılmalıdır.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2011/14290, K. 2012/19035, 11 Aralık 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama