KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2011/14515 E., 2012/15945 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Kasım 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
372 kelime·2 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... San. ve Tic. Ltd. Şti. aleyhine 03/12/2010 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 06/07/2011 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, basın yolu ile kişilik haklarına saldırı nedeni ile manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hükmü davacı temyiz edilmiştir.
Davacı, Erzincan Cumhuriyet Başsavcılığı görevini yürütürken davalı gazetede yaptığı soruşturmalar nedeniyle haberler yapıldığını, 06/12/2009 tarihinde "Mit müdürüne sahte tanık ve delil gözaltısı" başlığı altında yapılan yayının aynı zamanda suç olduğunu, gerçek olmadığını, güncel olmadığı gibi haber yapılmasında kamu yararı bulunmadığını, olayın açıklanış biçimi ile konu arasında düşünsel bağ bulunmadığını, davalıların sorumlu olduğu bu haberden zarar gördüğünü ileri sürerek tazminat talep etmiştir.
Davalılar ise, haberin gerçek ve güncel olduğunu, haber yapılan konunun soruşturma konusu yapıldığını, bir çok televizyonda ve gazetede yer aldığını, davaya konu haberdeki olaylarla ilgili Erzurum Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı tarafından düzenlenen iddianamenin Erzurum 2.Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildiğini, bu iddianamede davacının da şüpheli olarak yer aldığını, haberde kamu yararı olduğunu, en azından görünür gerçeğe uygun olduğunu, manevi tazminatın şartlarının oluşmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, haber verme hürriyetinin dışına çıkıldığı, davacının kamu oyunda küçük düşürüldüğü, sonuçlanmayan soruşturmalar ve iddialarla ilgili gerçekmiş gibi kanaat bildirildiği, yayının davacının karalanması kampanyası şekline dönüştüğü, tahammül sınırını aştığı, ancak 05/12/2009 tarihli yayın nedeniyle manevi tazminata hükmedildiği, dava konusu yayının aynı irade ile devam eden haksız fiil olduğu, tekrar manevi tazminata karar verilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya kapsamından davalı gazetede 05/12/2009 ve 06/12/2009 tarihinde davacı hakkında yayınlar yapıldığı anlaşılmaktadır. Kişilik haklarına yönelik her bir yayın ayrı bir haksız fiil niteliğindedir. Şu halde, davacının farklı tarihlerde yayınlanan haberler nedeniyle kişilik haklarına saldırıda bulunulduğu iddiasıyla dava açabileceği ve şartları oluştuğu takdirde tazminata hükmedilebileceği kabul edilmelidir. Mahkemece bu husus gözetilmeksizin dava konusu yayının aynı irade ile devam eden tek bir haksız fiil şeklindeki gerekçesi uygun görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2011/14515, K. 2012/15945, 1 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama