KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2011/3661 E., 2012/19587 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Aralık 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
323 kelime·2 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve diğerleri aleyhine 18/08/2009 gününde verilen dilekçe ile yargı kararının uygulanmaması nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 21/12/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı ile davalılardan ..., ..., ... vekilleri tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Davacının temyiz itirazları yönünden:
Dava idari yargı kararının uygulanmaması nedenine dayalı manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ile davalılardan ..., ... ve ... tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, yürütmeyi durdurma kararına yapılan itiraz üzerine verilen kararın dava dışı Belediye Başkanlığına tebliğinden sonra davacının, kararın uygulanması için makul süre beklemeksizin dava açtığı şeklindeki gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 28/4 maddesinde "Mahkeme kararlarının otuz gün içinde kamu görevlilerince kasten yerine getirilmemesi halinde ilgili, idare aleyhine dava açabileceği gibi, kararı yerine getirmeyen kamu görevlisi aleyhine de tazminat davası açılabilir." şeklinde düzenlemeye yer verilmiştir. Bu nedenle, karar gerekçesinde yer alan makul sürenin beklenmediği biçimindeki gerekçe yerinde değildir. Şu durumda, anılan madde uyarınca yargı kararının süresinde uygulanıp uygulanmadığı belirlenmeli ve varılacak sonuca göre karar verilmelidir. Kararın açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir.
2-Davalıların temyiz itirazlarına gelince:
a-Davalıların idare içindeki görev ve sorumlulukları dikkate alınarak idari yargı kararının süresinde uygulanmaması iddiasında sorumluluklarının bulunup bulunmadığı araştırılmalı, sorumlulukları bulunmadığı anlaşılan davalılar yönünden davanın husumetten reddine karar verilmelidir. Eksik incelemeye dayalı kararın bu nedenle de bozulması gerekir.
b-İdari Yargı Mercilerine başvurunun davacı gerçek kişinin temsilcisi olduğu şirket tarafından yapıldığı, kira aktinin tarafının da şirket olduğu, yine dava konusu yargı kararının uygulanmaması nedeniyle zarar görenin de şirket olduğu anlaşıldığına göre, karar başlığında davacı olarak şirket gösterilmelidir. Mahkemece şirket temsilcisinin davacı olarak gösterilmesi uygun görülmemiş ve kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2011/3661, K. 2012/19587, 19 Aralık 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama