KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2011/6005 E., 2011/5712 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Mayıs 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
658 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı ... ve diğeri vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve diğeri aleyhine 20/01/2010 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davacının davalı Sağlık Bakanlığı hakkındaki dava dilekçesinin yargı yolu bakımından mahkemenin görevsizliği nedeniyle reddine, davacının diğer davalılara yönelik davasının husumet yokluğu nedeniyle reddine dair verilen 05/10/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacılar vekili ve davalı Sağlık Bakanlığı vekili taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere göre davacıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davacıların diğer temyiz itirazlarına gelince; davacılar, hastanede görevli doktor ve ebe olan davalıların hatalı tıbbi müdahalesi sonucu bebeklerinin doğumdan kısa bir süre sonra öldüğünü belirterek uğradıkları maddi ve manevi zararın ödetilmesini istemişlerdir. Yerel mahkemece, davalı Sağlık Bakanlığı yönünden yargı yolu bakımından mahkemenin görevsizliğine karar verilmiş, diğer davalılar yönünden ise davanın husumetten reddine karar verilmiştir. Karar, davacılar ve davalı Sağlık Bakanlığı tarafından temyiz olunmuştur.
Karar gününde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 3/2. maddesi gereğince dayanışmalı (müteselsilen) sorumlu olanlar aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebi aynı olan davalılar yararına tek avukatlık ücreti takdir edilir.
Yerel mahkemece yukarıda açıklanan düzenleme gözetilmeyerek, haklarındaki istem aynı nedenle reddedilen dayanışmalı sorumlu davalılar ... ..., ..., ..., ... yararına tek avukatlık ücreti takdir edilmesi gerekirken her bir davalı yararına ayrı avukatlık ücretine karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekirse de belirlenen bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası'nın 438/son maddesi gereğince kararın düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
3-Davalı Sağlık Bakanlığı’nın temyizine gelince; yerel mahkemece davalı Sağlık Bakanlığı yönünden dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmiştir. Adı geçen davalı yönünden mahkemenin ret sebebi diğer davalılardan farklıdır. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 3/2. maddesi gereğince müteselsil sorumlu olanlar aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebi ayrı olan davalı yararına her ret sebebi için ayrı ayrı avukatlık ücreti takdir edilir.
Davalı Sağlık Bakanlığı hakkındaki davanın görev yönünden reddedildiği gözetilerek aynı Tarife'nin 7. maddesi uyarınca vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğinin gözetilmemiş olması da usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekirse de belirlenen bu yanılgının da giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası'nın 438/son maddesi gereğince kararın düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
KARŞI OY YAZISI
Anayasa’nın 129/5.maddesi ile 657 sayılı Devlet Memurları Yasası’nın 13/1. maddesi gereğince memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken kusurlu eylemleri nedeniyle oluşan zararlardan ... tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve yasada gösterilen biçim ve koşullara uygun olarak idare aleyhine açılabilir. İdare aleyhine böyle bir davanın açılabilmesi, hizmet kusurundan kaynaklanmış, idari işlem ve eylem niteliğini yitirmemiş davranışlar ile sınırlıdır. Kamu görevlisinin, özellikle haksız eylemlerde, Anayasa ve özel yasalardaki bu güvenceden yararlanma olanağı bulunmamaktadır.
Dava dilekçesinde belirtilen maddi olgulardan davalının salt kişisel kusuruna dayanıldığının anlaşılması karşısında öncelikle bu iddia doğrultusunda delillerin toplanıp değerlendirilerek sonuca varılması gerekir. Dairemizin istikrar kazanmış uygulamaları ve Hukuk Genel Kurulu’nun 15/11/2000 gün ve E:2001/4-1650; 2000/1690, 26/09/2001 gün ve E.2001/4-595 K:2001/643, 29/03/2006 gün ve E.2006/4-86 K:2006/111; 17/10/2007 gün ve E:2007/4-640 K.2007/725; 31/10/2007 gün ve E:2007/4-800 K:2007/797; 20/02/2008 gün ve 2008/4-156 K:2008/140 sayılı ilamlarında aynı ilkenin benimsenmiş olmasına göre davanın husumet nedeniyle reddine ilişkin mahkeme kararının bozulması gerektiği düşüncesindeyiz. 23/05/2011
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2011/6005, K. 2011/5712, 23 Mayıs 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama