KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2011/6169 E., 2012/8295 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Mayıs 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
424 kelime·2 dk okuma
Davacı ... mirasçıları ... vdl. vekili Avukat ... tarafından, davalı ... Tic.San.A.Ş. vdl. aleyhine 11/03/2008 gününde verilen dilekçe ile trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 02/12/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-)Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-)Davacıların diğer temyiz itirazlarına gelince;
Dava, trafik kazası sonucu uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece açılan davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, meydana gelen trafik kazasında ağır yaralanıp yatağa bağımlı hale geldiğini, beynin de hasar oluştuğunu, hafıza ve konuşma kaybına uğradığını beyanla, uğradığı maddi ve manevi zararların davalılardan tazminini talep etmiştir.
Davalılar, kusursuz olduklarını beyanla davanın reddini talep etmişlerdir.
Mahkemece, açılan davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir.
O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir.
Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Dosya kapsamından; davacının trafik kazası sonucu meydana gelen yaralanmasının çok ağır mahiyette olduğu, hayati ihtiyaçlarını kendisi karşılayamayacak duruma geldiği, yatağa bağımlı halde, konuşamadan ve hafızasını da kaybetmiş halde yaklaşık iki yıl yaşamak zorunda kaldığı anlaşılmakla bu durumun kendi iç dünyasında telafisi imkansız üzüntüler oluşturması kaçınılmaz olup, kendisi yargılama sırasında vefat etmiştir. Bu durum karşısında, tarafların kusur durumu, olayın oluş şekli ve yukarıdaki ilkeler dikkate alındığında; vefat eden davacı ... yararına hükmedilen manevi tazminat miktarı düşüktür, daha yüksek düzeyde manevi tazminata hükmedilmek üzere karar bozulmalıdır.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2011/6169, K. 2012/8295, 10 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama