KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2011/76 E., 2011/5891 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Mayıs 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
294 kelime·1 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve ... aleyhine 06/09/2004 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 25/02/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, gerçeğe aykırı sicil raporları düzenlenmesi nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Davacı, davalıların kendisi hakkında olumsuz ve asılsız sicil raporları tanzim ederek görevini yapmasına engel olduklarını iddia ederek maddi ve manevi tazminat davası açmıştır. Yerel mahkemece dava husumetten reddedilmiş, karar davacı tarafından 21/01/2008 tarihli dilekçe ile sadece davalı ... aleyhine temyiz edilmiş, aşamalardan sonra yerel mahkemece son olarak bu davalı yönünden zamanaşımı nedeni ile reddedilmiş; karar, davacı tarafından temyiz olunmuştur.
Davalı, dava konusu olay nedeniyle, ... 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 26.03.2007 gün ve 2004/398-2007/122 sayılı kararı ile 765 sayılı Türk Ceza Yasası'nın 230/1. maddesi gereğince cezalandırılmıştır.
Borçlar Yasası'nın 60/2. maddesi gereğince zarara yol açan eylemin, aynı zamanda suç sayılan bir eylemden doğması durumunda olayda uygulanacak zamanaşımı süresi, o suçun bağlı olduğu (uzamış) ceza zamanaşımı süresidir. Olay gününde yürürlükte bulunan 765 sayılı Türk Ceza Yasası'nın 230/1. maddesinde düzenlenmiş olan görevi savsama suçuna ilişkin ceza zamanaşımı süresi, aynı Yasa'nın 102/4 maddesi uyarınca 5 yıl olup ceza mahkemesince olay tarihi 2002 yılı olarak belirlendiğinden, eldeki davanın açıldığı 06.09.2004 gününe göre davanın zamanaşımına uğradığından söz edilemez.
Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilerek, işin esası incelenip varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2011/76, K. 2011/5891, 25 Mayıs 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama