KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2011/8075 E., 2012/9272 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Mayıs 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
342 kelime·2 dk okuma
Davacı ... ... (...) vekili Avukat Adnan Şeker tarafından, davalı ... aleyhine 09/11/2010 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 12/04/2011 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, haksız eylem nedeniyle uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istemin reddine karar verilmiş; karar, davacı tarafından temyiz olunmuştur.
Davacı vekili ,müvekkilinin, arkadaşı olan davalıyı işsiz olması sebebiyle, boşandığı eşinin iş yerinde işe başlattığını, bu vesile ile davacının eşiyle yakınlık kuran davalının daha sonra gayri resmi olarak birlikte yaşamaya başladığını, bunun üzerine davacının eşinden boşandığını, davalının davranışının müvekkilinin kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğunu ileri sürerek manevi tazminat talep etmiştir.
Davalı davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece; gayrimeşru ilişki kurmak suretiyle davacının kişilik haklarına saldırı teşkil eden eylemin, davalının yalnız başına gerçekleştirebileceği bir eylem olmayıp, davacının eski eşi ile birlikte gerçekleştirdiği bir olay mahiyetinde olduğu,bu durumun herhangi bir haksız eyleme karışan birden fazla kişinin, eylemden zarar gören kişiye karşı farklı nedenlerle sorumlu olmalarına benzer bir durum olduğu,bu durumda davacının kişilik haklarına saldırı oluşturan olaya katılanların, oluşan zarardan ayrı ayrı değil birlikte, zincirleme sorumlu olmaları gerektiği ve manevi tazminatın bölünemeyeceği, davacı lehine bu eylem nedeniyle Aile Mahkemesinde tazminata hükmedildiğine göre artık buna katılan davalıdan ayrıca tazminat istenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir
Mahkemenin de kabulünde olduğu gibi dava dışı eşin davalıyla gayrimeşru ilişkisi davacıya karşı sadakat yükümlülüğüne aykırılık teşkil etmekte, davalının eylemi ise aile bütünlüğüne yönelik BK 41 anlamında haksız fiil teşkil etmektedir. Her ikiside birbirinden bağımsız fiiller olup ayrı ayrı sorumluluk gerektirmektedir.
Yerel mahkemece açıklanan olgular gözetilerek, davalının eyleminin davacının aile bütünlüğüne ve kişilik haklarına saldırı oluşturduğu benimsenip davacı yararına uygun bir tutarda manevi tazminat takdir edilmesi gerekirken, yerinde olmayan yazılı gerekçeyle manevi tazminat isteminin tümden reddedilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2011/8075, K. 2012/9272, 24 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama