KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2011/8223 E., 2011/7653 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Haziran 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
494 kelime·2 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ...tarafından, davalı ... ve diğerleri aleyhine 17/07/2008 gününde verilen dilekçe ile basın yolu ile kişilik haklarına saldırıdan doğan maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın zamanaşımı ve esastan reddine dair verilen 30/12/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Davacının davalılardan yayın sahibi ve temsilcisi olan Hürriyet Gazetecilik AŞ ile ... hakkındaki temyiz itirazlarına gelince; dava, basın yolu ile kişilik haklarına saldırıdan kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Yerel mahkemece, uyuşmazlık konusu istemin hem zamanaşımına uğradığı, hemde işin esasını incelemek suretiyle kişilik haklarına saldırı bulunmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiş; karar davacı tarafından temyiz olunmuştur.
Yerel mahkemece, yayının yapıldığı 11.03.2007 tarihinden davanın açıldığı 17.07.2008 tarihine kadar BK'nun 60/1 maddesindeki 1 yıllık süre geçirildiğinden davanın zamanaşımına uğradığı kabul edilmiştir. Davalılardan yayın sahibi Hürriyet Gazetecilik AŞ tüzel kişi olup hakkında ceza zamanaşımı uygulanamaz. Diğer davalı yayın sahibi temsilcisi ...'da kanunen sorumlu olan bir kişidir. Ceza kanunu açısından sorumluluğu bulunmayıp hukuken sorumluluğu olan bir kişidir. Bu davalılar yönünden ceza zamanaşımı uygulanamayacağından BK'nun 60/1 maddesi uyarınca haklarında 1 yıl içinde dava açılmadığından zamanaşımı nedeni ile davanın reddi doğrudur.
Davacı fiil ve faili cezaevinde tutuklu bulunduğundan tahliye edildiği 14.05.2008 günü öğrendiğini bu nedenle zamanaşımı süresinin bu tarihten itibaren başlatılmasını istemiş isede dava konusu gazete ulusal bir gazete olup dağıtımı tüm Türkiye çapında yapılmaktadır. Davacının tutuklu olması haksız fiilin öğrenilmesine engel değildir. Haksız eylemin başlangıç tarihi yayının yapıldığı 12.03.2007 tarihidir.
Adı geçen davalılar yönünden davanın zamanaşımı nedeni ile reddi doğrudur. İşin esasına girilmesi gerekmez.
2-Davacının davalı muhabirler ... ve ... hakkındaki temyiz itirazlarına gelince; Borçlar Yasası'nın 60/2. maddesi gereğince zarara yol açan eylemin, aynı zamanda suç sayılan bir eylemden doğması durumunda olayda uygulanacak zamanaşımı süresi, o suçun bağlı olduğu (uzamış) ceza zamanaşımı süresidir.
Davacı, kişilik haklarına saldırı oluşturan haberin hakaret suçunu oluşturduğunu ileri sürerek istekte bulunduğuna göre, olayda uygulanacak zamanaşımı süresi Borçlar Yasası'nın 60/1. maddesinde belirtilen bir yıllık zamanaşımı süresi değil, aynı Yasa'nın 60/2. maddesinde öngörülen (uzamış) ceza zamanaşımı süresidir.
Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilmeyerek, davalılardan ... ile ...'e yöneltilen eylemin gerektirdiği ceza süresine göre uygulanacak zamanaşımı, Borçlar Yasasının 60/2 ve Türk Ceza Yasasının 66/e maddelerine göre 8 yıldır. Şu durumda yayın tarihi 12.03.2007 tarihinden dava tarihi 17.07.2008 tarihine kadar ceza zamanaşımı süresi henüz dolmadığından davanın zamanaşımından reddedilmesi doğru değildir. İşin esasına girilerek incelenmesi gerekir.
İşin esasına gelince; haberde hukuka aykırı bir durum olmadığı gibi, kamu yararı, güncellik, özle biçim dengesinin korunduğu ve görünürdeki gerçeklik bulunmaktadır. Davacının kişilik haklarına saldırı bulunmadığı anlaşıldığından mahkemece davanın reddine karar verilmiş olması sonuç itibariyle doğrudur.
Hukukumuzdaki mevcut yasal düzenlemeler itibariyle bir davanın hem zamanaşımından hem de esas yönünden reddi usul kurallarına aykırıdır. Ancak netice itibariyle yerel mahkeme kararı doğru bulunduğundan yukarıda açıklanan nedenlerle kararın eleştirilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2011/8223, K. 2011/7653, 29 Haziran 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama