KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2011/8450 E., 2012/8548 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Mayıs 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
730 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Davacı ... vekili Avukat...tarafından, davalı ... ve diğerleri aleyhine 23/08/2010 gününde verilen dilekçe ile maddi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda.
Mahkemece davanın kabulüne dair verilen 23/03/2011 günlü kararın Yargıtay’da duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 15/05/2012 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalılardan asil Zeynel Uğurlu ve ... ve vekili Avukat Mehmet Görgeç ile karşı taraftan davacı asil ... ve vekili Avukat Çiğdem Ağdağ geldiler. Açık duruşmaya başlandı.
Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir. 2-Davalıların diğer temyiz itirazlarına gelince; dava, haksız eylem sonucu uğranılan maddi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Davacı, kavun ekili tarlasını sulamasına davalılar tarafından engel olunduğunu, göletten tarlasına gelen suyu kestiklerini ve bu nedenle sulayamadığı kavunlarının kuruduğunu ileri sürerek oluşan ürün zararı ile birlikte sulama kanallarına ve borularına verilen zararın ödetilmesini istemiştir.
Davalılar ise; davacının tarlasının, sulama yapmak istediği göletten 4 km uzaklıkta bulunduğunu, göletin sulama sahası içinde bulunmadığını, bu göletten ve suyundan yararlanma hakkının sadece kendi köylerine ait olduğunu, davacının bu göletten sulama yapabilmesi için köylerinden izin almadığını ve davacının, göletten kendi tarlasına kadar toprak kanal kazdığını, sulama yaparken de gölet başında bulunan su vanasını fazla açtığı için gölet yakınında bulunan taşınmazlara su bastığını, sulama sırasında başka taşınmazlara zarar verdiği için suyu vanadan kestiklerini, davacının tarlasını,
daha yakında bulunan başka su kaynaklarından da sulama imkanının bulunduğunu, çok yakınında baraj gölü ve dere olduğunu, öte yandan davacının ekim yapma zamanını geçirdiği ve geç ekim yaptığı için ürünün kurumuş olabileceğini belirterek, istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuşlardır.
Yerel mahkemece, keşif yapılmış, tanıklar dinlenilmiş ve yapılan yargılama sonucunda, dava ve ıslah dilekçesindeki istem aynen kabul edilmiş; karar, davalılar tarafından temyiz olunmuştur. a)Davacı, eldeki bu davayı açmadan önce zararını mahkemece tespit ettirmiştir. Tespit keşfi sonrası düzenlenen tespit bilirkişi raporunda; zarar miktarının 43.313,00 TL olduğu bildirilmiştir. Davacı bu tespit bilirkişi raporundaki hesaplama yöntemine, hesaplamaya esas alınan birim fiyatlara, verilere ve tespit edilen zarar miktarına itiraz
etmemiştir. Dava dilekçesinde de bu tespit bilirkişi raporuna göre ürün zararının 43.313.00 TL olarak belirlendiği belirtilerek istemde bulunulmuş; ürün zararının tespit edilen miktardan daha fazla olduğu ileri sürülmemiştir. Şu durumda davacı, tespit bilirkişi raporunda belirtilen zarar miktarı ile bağlıdır.
Davacı her ne kadar dava dilekçesinde diğer zarar kalemleri yönünden fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmuş ise de ürün zararı yönünden davacının artık tespit edilenden daha fazlasını isteme olanağı kalmamıştır. Buna rağmen davacı, yargılama sırasında yapılan keşif sonrası düzenlenen bilirkişi raporuna göre davasını, ürün zararı istemi yönünden ıslah ederek 70.747,00 TL sına çıkarmıştır.
Yerel mahkemece, yukarıda açıklanan olgular, davacının ürün zararı yönünden tespit bilirkişi raporunda bildirilen miktarla bağlı olacağı gözetilmeden tespit bilirkişi raporunda belirlenen miktardan daha fazla tazminata karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
b)Öte yandan; yerel mahkemece eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmiştir. Şöyle ki, davalıların savunmaları doğrultusunda gerekli araştırma, inceleme ve değerlendirme yapılmadığı, karara esas alınan bilirkişi raporunun da hüküm kurmaya elverişli olmadığı anlaşılmıştır.
Yerel mahkemece, davalıların yukarıda yazılı savunmaları doğrultusunda deliller toplanmalı, sulama yapılan gölete ait plan ve proje getirtilmeli, taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, davacının tarlasının göletin sulama sahası kapsamında kalıp kalmadığı, davacının tarlasını daha yakın bir su kaynağından sulama imkanının bulunup bulunmadığı,
göletin debisinin 4 km uzaklıkta bulunan davacının tarlasını sulaması için yeterli olup olmadığı belirlenmeli, davacının sulama sistemi ve yöntemi ile geç ekim yapmasının zarara etkisi üzerinde durulmalı, bu konuda bilirkişilerden bilimsel açıklama yapmaları istenmeli, davacının, sulama yaptığı sırada başkalarına ait tarlalara zarar verip vermediği, davacının da zararın meydana gelmesinde bölüşük kusur sayılabilecek eyleminin bulunup bulunmadığı araştırılmalı ve tüm bu hususlar birlikte değerlendirilerek varılacak uygun sonuç çevresinde karar verilmelidir.
KARŞI OY YAZISI
Anayasa Mahkemesi'nin 21/01/2000 tarihli ve 2000/1-2 sayılı kararıyla, ıslahla müddeabihin artırılamayacağına ilişkin kanun hükmü iptal edilmiştir. Davacının delil tespiti ile belirlenen ve dava dilekçesiyle tekrarladığı miktarı sonradan ıslahla artırması mümkündür. Bu nedenle sayın çoğunluğun 2-a bendinde açıklanan görüşüne katılmıyorum. 15/05/2012
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2011/8450, K. 2012/8548, 15 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama