KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2011/9342 E., 2012/10865 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Haziran 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
527 kelime·3 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ..... tarafından, davalı ... ve diğerleri aleyhine 23/05/2007 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 17/03/2011 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili ve davalılar ... ve ... vasileri taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalıların tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Davacının diğer temyiz itirazına gelince:
a)Dava, haksız fiil nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece, istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davacı ve davalılar ... ve ... vasileri tarafından temyiz olunmuştur.
Davacı vekili; davalıların 13.02.2000 tarihinde davacıya ait 56 adet koyun ve 22 adet kuzuyu çaldıklarını, Akşehir Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2006/63 E. Sayılı dosyasında mahkum olduklarını, yine bu dosyada alınan bilirkişi raporuna göre, çalınan hayvanların toplam değerinin 3.560,00 TL olduğunun tespit edildiğini, bu hayvanların etinden, sütünden ve yavrularından yoksun kalınmadan ve bunların satılmasından elde edilecek yoksun kalınan kardan dolayı maddi ve manevi zararı olduğunu belirterek, maddi ve manevi tazminat istemli eldeki bu davayı açmıştır.
Davalılar ..., ... ve ... vekili, ceza dosyasında mahkumiyet hükmü kurulmasına rağmen tanık Musa Acar'ın daha sonra yalan beyanda bulunduğunu beyan ettiğini açıklayarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... açılan davayı kabul etmediğini beyan etmiştir.
Diğer davalılar duruşmaya katılmadıkları gibi herhangi bir cevap dilekçesi de ibraz etmemişlerdir.
Mahkemece, davalılar ... ve ...'ya yemin teklif edilmiş, davalıların "davacıya ait hayvanları çalmadıklarına, davacıyı tanımadıklarına ve davacının hayvanlarının çalınmasına ilişkin hiç bir eyleme katılmadıklarına ve hiç bir hakikati saklamadıklarına" dair yemin etmeleri üzerine bu davalılar yönünden ispatlanamadığı gerekçesi ile maddi tazminat talebinin reddine, diğer davalılar ..., ..., ... ve ... yönünden maddi tazminat isteminin kısmen kabulüne, manevi tazminat talebinin ise şartları oluşmadığından tüm davalılar yönünden reddine karar verilmiştir.
Davaya konu hırsızlık suçu nedeniyle davalılar hakkında açılan kamu davası sonucunda Akşehir Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2006/63 Esas sayılı dava dosyasında tüm davalıların eylemi sabit görülerek cezalandırılmasına karar verilmiş, temyiz incelemesi sırasında Yargıtay ilgili dairesince 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren Yeni Türk Ceza Kanunu yönünden değerlendirilmesi için kararın bozulması üzerine yeniden yapılan yargılama sonucu davalıların tekrar cezalandırılmasına karar verilmiş, hükmün temyizi neticesinde gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle davanın düşürülmesine karar verilmiştir..
Konusu suç oluşturan eylemlerle ilgili olarak yemin teklif edilemez. (HUMK. md. 352) Somut olayda bu konuda yemin teklif edilmesi ve yeminin eda edilmesi hukuki sonuç doğurmayacağı gibi ceza dosyasında tanık olarak dinlenen.....ın beyanlarına göre davalılar ... ve ...'nunda olaya karıştıkları anlaşılmakla bu davalılar hakkında ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın reddedilmesi doğru değildir. Müştereken ve müteselsilen davacıya karşı onların sorumluluğuna da hükmedilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.
b)Davacı vekili 23.12.2009 havale tarihli dilekçesi ile maddi tazminat alacağını ıslah etmesine rağmen mahkemece dava dilekçesindeki ilk talep olan 6.560,00 TL maddi tazminata hükmedilmesi doğru değildir. Islahla artırılan kısım nazara alınarak 7.360,00 TL maddi tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2011/9342, K. 2012/10865, 20 Haziran 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama